Font Size

SCREEN

Profile

Layout

Menu Style

Cpanel

 

BOYAMA KİTABININ 5 CİNAYETİ
Boyama kitapları, sakatlamaya tam teşebbüsten tutun da öldürmeye değin varan birçok suçu işlemektedirler. Çok önemli bir yanını daha  söyleyelim: Boyama kitaplarının hiçbir eğitsel değeri yoktur. Bu iki neden “cinayet” sözcüğünü kullanmamız için yeterlidir.
En kısa çözüm ise; BOYAMA KİTAPLARI BASILMAMALIDIR.
Batılı bir çok ülkede boyama kitaplarının basımı yasaktır. Bilindiği gibi sigara, kola, enerji içeceklerinin yasaklı olduğu ülkeler de bulunmakta. Ve yine bilindiği gibi özelleştirme batılı ülkelerde %22 civarında, Türkiye’de %80 i aşmıştır. O zaman sormak hakkımızdır! Türkiye her olumsuzluğu yaşamak zorunda mı? Her yanlışı Türkiye’ye göndermelerinin altındaki gerçek nedir?
Durum budur ve bunca tehlikeli olan bu kitapların, neden yurdumuzda basılmakta olduğu konusuna giriş yaptık.

Anlattıklarımız her çocuk için, kesin böyledir gibi kesip yapıştırma kolaycılığına düşülmeden incelenmiştir. Bilinmektedir ki; her çocuğun özellikleri farklıdır. Çocuğun büyüdüğü aile yapısı, mahalle, arkadaşları, genleri farklıdır. Bu durumda her çocuğun öğrenme hızı da farklı olacaktır. Her bireyi kendi başına, kendi içinde ele almalıdır.
Birkaç örnekleme ile anlatmaya başlayalım.
Boyama kitabı hazır çizimler sunma işidir. “Çocuğun işini, zorluklarını kolaylaştırma” biçiminde sunulmaktadır. Oysa, çocuk eğitiminde esas ilke; çocuğa saygıdır. Çocuğa saygı duymak, onun gelişme aşamalarına destek olmaktır. Karşılaşılan sorunu birlikte çözebiliriz ama çocuk olmadan biz çözmemeliyiz. Sorunu biz çözüyorsak, zaten ona saygısızlık etmiş, onu hiçe saymış oluruz.
 Sıradaki ilke ise; çocuğa görelik yani zorlukları da kolaylıkları da bir arada sunmaktır. Bu nokta eğitimcinin önemini vurgular. Eğitimciye düşen görev, çocuğa destek olmaktır. Sorunlarını kendi çözmesi için, çocuğun gelişimine destek olmaktır. Araç, gereç ve ortam hazırlığı yapmak, desteğin önemli başka bir adımıdır.
Kendine güvenen, özgür, deneme meraklısı, çalışmaktan keyif alan çocuk yetiştirebilirsek; gerisini o çözer. İşin zorluğunu da başarıdaki keyfi de çocuğun hakkı olarak görmek gerekir.

 

Resim-1a 

Resim-1b

Bu örnek resmi ele alalım. (Resim-1a) Hazır çizim yani boyama kağıdı. Çocuktan, ya benzer bir çizim çizmesi ya da boyaması istenir. Büyük bir olasılıkla resim üzerinde de konuşulmamıştır. Çocuk algıladığı, bildiği kadarını çizer ya da boyar. Bu resimde olmayanları da çizebilir, olanları çizmeyebilir de. Kendi kararı olmalıdır. Bırakılsa zaten iyi kötü bunları çizer ya da boyar. Aynı konuda belki ve büyük bir olasılıkla başka şeyler çizmek isteyecektir. Çizgisi de, renkleri de başka olacaktır. Başka olsun zaten. Başka olmalıdır zaten. (Resim-2)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 Resim-2

Bu resmi konuşurken, başka bir sorunu daha anlatmalıyız: Çocuk eğitiminde kullanılan resimleri yapanlar, yaptıkları resmin çocukça olması gerektiğini düşünürler. Çocuk kitaplarındaki resimler, ders kitaplarını resimleyenleri incelediğimizde bu gerçek daha ortaya çıkmaktadır. Resmi eğerler, bükerler. Böylece çocuk resmi yaptıklarını sanırlar. Yukarıdaki resimde bu tehlikeye de düşülmüştür. Bu resim çocukça yapılmıştır! Ama çizgilerine yeniden bakılırsa, çok ustaca çizildiği görülür. Çocuk eğitiminde kullanılacak resimler, sanatçı resimleri olmalıdır. Bu nedenle sanat sergileri ve müzeler gezilmelidir. Çocuk bu resimlere bakarak, düşünsel dünyasını geliştirir. Beğenisini düzenler. Algıladığı kadarıyla, kalıcı estetik duyular edinir. Sonra da kendi resmine geçer. İşte gerçek çocuk resmi böylece yapılmış olur.

Aslında tehlike büyüktür: Boyama kitabıyla; hiç gelişmeyen bir birey yapılandırılmak istenmektedir.

Çoğunlukla anaokullarında bu yol izlenmektedir. Arkasından imam-hatiplerle istenilen başarılmıştır. Çocuk afallamış, robotlaşmıştır.

Daha işin başında görülmektedir ki; anaokulları, okul değildir. Adı bile değiştirilmelidir. Buralara çocuklarını veren veliler birçok şeyi bilmek zorunda değildirler, görevlilere güvenirler. Ama görevliler çocukları eğlendirip, uyutup, eğitim yapmadan zamanın dolmasını sağlıyorlarsa, yani işlerini bilmiyorlarsa; veliler sorumluluklarını yerine getirmelidirler. Çocuklarının eğitim sürecini izlemek ana-babanın sorumluluklarındandır. Peşini bırakırlarsa yarın dizlerini dövecekleri kesindir. Hem çocuğun geleceği, yurdunun geleceği değil midir?

Çözümü için yapılacak birkaç şey şöyle sıralanabilir:

Anaokullarının eğitimsel programları belirlenmelidir. Statüsü ve ne yaptıkları belirlenmelidir. Görevliler sağlıklı programlarla yetiştirilmeli, çağdaş bir eğitimci olmaları sağlanmalıdır. Görevlilerin görevleri belirlenmelidir. Anaokullarını ve görevlilerini, uzmanlar denetlemelidir

Bir başka örneğe geçelim:

Resim-3a

Resim-3b

Eline resim verdiğiniz çocuğa, daha işin başında sen resim yapmasını bilmiyorsun demiş oluruz. Hazır bir resmi vermenin, al üzerinde çalış demenin başka anlamı yoktur. Bu kaç yaşındaki ressam-grafiker çizmiştir bilemiyoruz. (Resim-3a) Ancak belli ki, büyük bir kişidir. Bu resmi 5 yaşındaki, ne bileyim 3 yaşındaki çocuklara verip, yapmalarını nasıl isteriz? Resmin boyamasına bakalım, yetişkin biri boyamaktadır. (Resim-3b) Çocuk bu düzeyde boyayabilir mi? Bu resmi yapabilir mi? Bu soruyu bile soramayız. Yapamaz. Yapmamalı. Gerisi yok. Söz bitti. Böyle bir hakkımız yok. Anaokulu, eğitim harcamalarının içinde göstermiştir! Yani, parası da veliden çıkacaktır üstelik!

Çocuk tarafından bakılınca durum şudur. Bir eğitimci ve çocuktan büyük biri olarak; çocuklarla konuştuğumuzda gördük ki; korkuları, tasaları gerçekten büyük:

Ben şimdi bunu nasıl yapacağım? Ne kadar zor! Elim titriyor! Ya benzetemezsem! Ya aynı rengi bulamazsam! Çizginin dışına taşırırsam, bana ne derler acaba? Rezil olacağım! Ya da hiç yapmasam! Kaçsam mı buradan? Şimdi bir mızıkçılık çıkarsam mı? Karnım ağrırsa! Tuvalete mi gitsem yoksa? Uykum gelse de olur! Kağıdı yırtabilirim! Boyayı kırayım en iyisi!

Bu ruh halindeki çocuklarda deneme gücü olmaz. Her şeye karşın bazı çocuklar dener. Yetenekleri üst düzeyde olan bir iki kişi dışında, başarılı olan da çıkmaz. Sonuç: Başarısızlık.

Boyama Kitaplarını 5 CİNAYETİni sıralayabiliriz:

Şimdi bu cinayetleri, sıralayarak anlatalım:

1- Hayal gücü açısından: Hazır sunulan her eylem, hayal kurmayı önler. Hayal kurma gücünü kullanma zorlaşır. Kullanılmayan bu güç gelişemez. Hayal gücü gelişimi engellenmektedir.

2-Sınırlar açısından: Her çizgi bir sınırdır. Sınırlar, kurallar konmuştur. Kıpırdama, ayağını uzatma, suyu dökme gibi komutlara dönüşmüştür. Korku ve güvensizlikle karışmıştır. Bu komutlar toplumsal davranışlara dönüşmelidir. Oysa, kurallar olmalıdır elbette. Ancak bu yaşına uygun yapılacak iş içinde yaparak-deneyerek kazandırılmalıdır. Komut ya da kurallar; eğitim sürecinde olumlu sözlerle verilmelidir. Örnek verelim: Gürültü yapıyorsa; bağırma dememeli, sesini ayarlayarak KONUŞ demelidir. Yanlış yerden geçiyorsa, tehlikeli biçimde koşuyorsa, koşma dememeli, şuradan YÜRÜ demelidir. Net komutlar ve net bir dil seçimi yapmaldır. Bağırma-KONUŞ, koşma-YÜRÜ, vurma-SEV, kırma (boyaları)-BOYA 

3-Korku açısından: Hazır resmin çocukta yarattığı korku, tehdit boyutundadır. Yaratılmış korkudan kurtulmak çocuğun doğal hakkıdır. Ama etkin bir çaba gösteremez, yaşı gereği. Kendini gizleme hilesine kapılır. Korkular, iş yapmak yerine hilelerin önü açar. Giderek, iki yüzlü kişiliğe doğru dönüşür. Kişilik erozyonu başlar…

4-Güvensizlik açısından: Güvensizlik büyük tehlikedir. Kendine güvenmeme, kendini ortaya koyamama her konuda ortaya çıkmaya başlar. Çekingen, içe dönük davranışlar belirir. Çocuk neşesiz olur, isteksizleşir. Yemekten bile kesilebilir. Bir şey yapamamaya başlar. Yaşama sevinci kırılabilir. İşe yaramayan biri olma duygusu, giderek kendine düşman olmaya dönüşebilir. İntiharlar olabilir.

5-Kararsızlık açısından: Kararsız bireyden her türlü davranış beklenebilir. Özellikle çevresinin davranışlarını tekrarlamaya meyil artar. Kişisel olumlu becerilerinden vazgeçer. Zekasını kullanmaya zahmet etmez, denemez bile. Başarısızlığı kabullenmiştir. Davranışlar yavaşlar, kötümser bir dil, kötümser bir yüz kolayca görülebilir.

Karasızlık en son vurgun. İki arada bir derede kalan bireyi yönetmek en kolayıdır. Büyüdüğünde çıkacaktır ortaya asıl sorunlar. Bu tip bireyler iş kuracağı, eş seçeceği, yol bulacağı, oy kullanacağı, hak arayacağı zamanlarda kararsız davranışlar gösterecektir. Haliyle; her yerde kolayca yönlendirilen, yönetilen bireylere dönüşeceklerdir.

Bir söz de özel olarak analara söyleyeceğiz: Analar çocuklarını çok severler. Gelişimlerine özen gösterirler. Özveri gösterirler. Tam bu nokta, çok dikkat edilmesi gereken noktadır. Hani sözlerimizden biri; AZI KARAR, ÇOĞU ZARAR. Bunun miktarı nasıl belirlenir, bilinmesi zordur. Çünkü her çocuk farklıdır demiştik. Bir ölçü belirleyebiliriz gerçekte: TUTARLI OLMAK. Bira açalım bunu. “Çocuk evde kahvaltı yapmalıdır.” Dediğimizi varsayalım. İki gün sonra, “Boş ver, evde kahvaltı yapmasan da olur.” Sözü çocukta kolay yer eder, unutmaz. Bu bir tutarsızlıktır, çelişkidir. Bu gün dediğinin tersini, yarın yapan analar (babalar da) ilerde çok zorluklar yaşayacaklar demektir.

OYSA KARARLI BİREY HER YERDE İŞİNİ YAPAR, SEÇİMİNİ BELİRLER, TAVIR ALIR, HAKKINI ARAR, ALIR DA.

Tam da şimdi büyüklerin soru sorma zamanıdır: Acaba….Yoksa….Yani…..

………………………………

Yapılması gerekenleri de anlatalım.

ÖNCE KENDİMİZİ YENİLEYELİM

1- Çocuk psikolojisi bilgilerimizi yenilemeliyiz. Her yaşın psikolojik özelikleri farklıdır.

2- Çocuk resimleri hakkındaki bilgilerimizi yenilemeli, öğrenmeliyiz. Çocuk resimleri her yaşta farklılıklar gösterir. Ayrıca aynı yaş çocuklarının bile farklı resimleri olacaktır. Çünkü; her çocuk özeldir. Kendine özgü özellikleri nedeniyle, farklılıkları da resimlerine yansıyacaktır. 

3- Resim gereçlerini ve işlevlerini tanımalıyız.

………………………………

İŞTE YAPACAKLARIMIZA BAŞLAYABİLİRİZ. DENENMİŞTİR, GÜVENLE UYGULANABİLİR.

1-Resim defteri değil, resim kağıdı kullanınız:

Defter sayfaları, birinden ötekine hızlıca çevrilebilir. Defter sayfalarına bir nokta bile koysa, bu nokta, bir çok çocuk için çok değerlidir ve resim değeri taşır. Bu nedenle resmi bitti sayan çocuk sayfayı çevirebilir, öteki sayfaya geçebilir. Aceleci yapıdaki çocuğu, daha da aceleciliğe sürükleyecektir. Bu tutum; davranış bozukluğu yaratarak, algılama sürecini, çalışma disiplini gelişimini olumsuzluğa yöneltecektir.

Dosya kağıdı olan 29x21cm boyutundaki A4 kağıdını da çabuk yırtılacağı için resim çalışmalarında vermeyelim. Çabuk değiştirilmesi, ucuz ve kolay olması seçilme nedeni olsa da kullanmamalıyız. 

Oysa, boyutu 25x35cm çalışma yüzeyi olan bir resim kağıdı verildiğinde, baştan planlamayı yaparak daha uzun süre çalışacaktır. Daha dikkatli olacaktır. Kendini ressam gibi, özel biri olarak hissedecektir. Buna hakkı da vardır. O gerçekten özel biridir. (Bu satırları okuyan yetişkinler, kendi çocukluklarına dönerek, bakabilirler.)

2- Boya ya da fırçalar kalın uçlu olsun. ( 9 yaşına değin)

Hızlı-acele resim yapan çocuğun ilk yaşlarda bu tutumunu destekleyen kalın uçlu boya ve fırça kullanmalıyız. Kağıdını hızlıca doldurmasına destek olmak gerekir. İş disiplini geliştikçe ve yaşı da ilerledikçe kendisi zaten tüm kağıdı keyifle çalışıp, yavaş yavaş dolduracaktır.

Suluboya her yaşın boyasıdır, rahatlıkla kullanılabilir. Kullanma yolunu öncelikle biz öğrenmeliyiz. Ressamlık öğrenelim demiyoruz, suluboya tekniğini öğrenelim. Pratik bir çalışmadır. Sıklıkla kullanabiliriz. Basit bir dille çocuğa anlatmalıyız.

3- Uygulayıcılar-öğreticiler-veliler bilgili, anlayışlı olmalılar.

Çocuğun çizdiği bir nokta olağan üstü değerlidir. Çocukları anlamak, işlerini kolaylaştırmak, gerçekte kendi işlerimizi kolaylaştırmaktır. Sorumlu kişiler, sorumluluklarını biliyorsa çocuklarda sorun olmaz. Elbette bilinmektedir ki, ekonomik sıkıntı içinde olan insanların, sosyal yaşantısı ve hakları da zorlaşmaktadır. Böylece çocuğa destekleri azalmaktadır. Bunun en kısa çözümü; çocuk sayısını akıllıca belirlemektir. Tabi bir sorun da şudur: Çok çocuk yapanlar daha çok düşünmelidir. İnsanın, doğanın genleri, insan eliyle bozulmaktadır. Doğa yasalarının insan eliyle değiştirildiği dünya çok daha acılarla dolu olacaktır. Çocuk sevgisi, az çocukla giderilebilir. Ayrı bir gerçeklikte şudur: Çok çocuk kışkırtmadır. Özellikle fabrikatörlere, ucuz iş için yapılmaktadır.

4- Araç gereç ve ortamı hazırlayalım. 

Resim yapmak bir oyundur. Bu çocuk için daha keyifli anlar demektir. Oyunun kuralları vardır. Resim yapmanın da kuralları vardır. Her kural yaşa uygun konmalıdır. Öğreticiler bu kuralları uygun zamanda uygulayabilirse sorun olmaz. Sorunlu çocuk değilse; yani hasta, engelli gibi bir özelliği yoksa öğreticiler yanlış yapıyor demektir. Çocukla öğretici uzun süre bir arada olabilirse uyum sorunu azalır, sorunlar varsa da çözümü kolaylaşır. Bir orda, bir burada, bir başka yerde büyüyen çocuğun gelişmesi karmaşıklaşır. Hele dede, nine elinde büyüyen çocuklar iyice sorunlu olur. Kapanda hisseder insan kendini.

Diyelim ki sorunumuz yok. Resim yapmak için evdeyiz. İlk kural bir sınır çizmek olacaktır. Yukarda eleştirdiğimiz sınır ile ilgisi olmayan bir sınır. Çocuğu dış dünyadan alıp, kendi önüne döndüren, kişisel dünyasını oluşturan bir sınır.Bu yol, çocuğun dikkatlerini işine yönlendirir. Bir örtü ya da masa büyüklüğünde bir kumaş yeter. Yerdeki kilim-halı üzerine kumaşı sereriz. İşte sınırımız. Çocuk, bu sınırın içinde çalışılacağını, kişisel özgürlüğün sınırını kısa sürede öğrenir.

Kumaşın üzerine, 35x50cm. boyutunda bir kontraplak-tahta-duralit cinsinden bir altlık koyarız. Altlığa bir 25x35cm. resim kağıdı yerleştiririz. Şeffaf çift taraflı bant yoksa, elimizdeki bandı çift taraflı bant biçiminde bükeriz. Resim kağıdını alttan köşelerden resim altlığına yapıştırırız. Kağıt artık oynamaz, rahat çalışılır.

Boyamız öncelikle ve öncelikle az yağlı pastel boyadır. Nasıl anlarız bakalım az yağlı pasteli? Parmağınıza sürünüz boyayı, toz tebeşir gibi bir iz bırakır. Çok yağlı olursa yumuşak kalır ve ezilir. Çalışma zorlaşır. Yağsız pastel ise kurşun kalem gibi serttir. Boyalar karışmazlar. Karışmayan boya ile yeni renkler bulunmaz. Haliyle yenilikleri keşfetme hazzı tadamazlar. Bu tadı tatmaları gerekir.

Bir çay kaşığı koyarız boyaların yanına. Sap ve ağız kısmını birleştiren beli kalın olursa iyi olur. Bükülmeyen kaşık, boyaları çizmeye, ezmeye ve kazımaya yarar. Olağan üstü keyiflidir.

El bezimiz de olmalı. Elini kendisi silmeyi öğrenir.

Bu hazırlığa çocuğu katmalıdır. Yap, gel kaldır, tut gibi olumlu komutlar da ekleyebiliriz. Biz sanki kendimiz çalışıyormuş gibi ciddi bir biçimde çalışmaya başlarız, yaparız, uygularız. Giderek çocuğu da kışkırtarak işe katarız. Yoksa; yap, gel kaldır, tut gibi komutlar sert olursa, işimizi zora sokarız. Çünkü, çoğu çocuk emirden hoşlanmaz.

Anlattıklarımız 2,5 -3 yaş çocuğu ile başlanarak 9 yaşlarındaki çocuklar dahil uygulanabilir. 10 yaş çocuğu farklı özellikleri olan guruptur. (Şu kitabımızda bulabilirsiniz: 6-14 yaşlarında Resim-İş Eğitimi-Şakir SAĞLAM-Esin Yayınları.)

5-Sıra resim yapmakta.

Çocukla, resim hakkında konuşmak başlangıç için iyi bir adımdır. Hangi yaşta olursa olsun çocuk konuşmaktan olumlu yararlanır. Sorular ve açıklamalar bilgi yenilemesidir. Yenilenen bilgi göz önünde canlanır, yaşar o bilgileri. Çocuk ve resim; o konuşulanlarla kişisel düşünce ve yorumlarının bileşimidir.

Çalışmalarda samimiyet; görevlinin-velinin en önemli tavrı olmalıdır. Gereksiz abartmalar, yüceltmeler ya da incitmeler olmamalıdır. Bireylerin kattıkları doğru yönelimlerle güzelleşen bilgi ve birikimler eğitimi de güzelleştirir. Haliyle çocukla çalışılırken abartmalar, yüceltmeler ya da incitmeler gibi kirlilikler objektif olmayı engelleyebilir. Bu olasılık yüksektir. Objektif olmak; eğitime ve insana olumlu katkı sağlar.

Çalışmalar sırasında, görevlilerce ASLA ÖRNEK YAPILMAMALIDIR. Bazı eğitimcilerin, çocuk ne yapacağını nasıl öğrenecek dediklerini duymaktayım. Çocuğa örnek resim yapmak 5 cinayetten biridir. Bu anlatıldı. Çocuğa ne yapacağını anlatmanın tek yolu olayları, yapacağı işi ya da nesneleri konuşmak, açıklamaktır. Düşünmesini, canlandırmasını sağlayalım o yapar. Güvenmeliyiz yapacağına. Yapacakları, yaşamı algıladığı kadardır. Kendi seviyemizde bir iş ya da resim beklememiz bizim cahilliğimizdir. Sorularına sonsuz sabır ve dikkat göstermeli ve sakince yanıtlamalıdır. Ve elbette sanat sergileri ve müzeler en önemli örneklerdir. Bu yerlere gidemiyorsak, sanatçı kitaplarındaki resimleri göstermeli, incelemelerine şans tanımalıdır.

Kurallar, bu sürece serpiştirilebilirse, davranışa dönüşür.

Çalışma sırasında pastelin yanında kara kalem kullanma isteği önceleri yoğundur. Veriniz. Ama kalemi bastırmadan, hafif çizim yapmasını söyleyiniz. Pastel boyanın altında görünmesi hoş olmaz diye açıklayınız. Pastel boyanın açık renklerini kalem gibi kullanıp, sonra boyamaya geçebilirse sorun çözülür. Bir süre sonra kara kalemi istemeyeceklerdir.

Pastel boya ile çay kaşığını mutlaka kullandırınız. Kaşığın her yanı ile pastel boyayı karıştırabilir, ezerek yeni renk tonları bulabilir, boyanın üzerinden çizgiler çizerek yararlanabilir.

Resim yapan çocuklar 3-7 yaşlarında erken bitirdim derler. Bunun nedeni ya başka resme başlamak isterler ya da küçük kasları gelişme seviyesinde olmadığından yorulurlar. Bırakırlar, kalkıp gidebilirler. Konuşmak, soru sormak gerekir. Dil gelişimi için de konuşturulmalıdır. Anlamadığımız konular da olacaktır. Küçük yaşlarda bu durumu hissettirmek sorunlara yol açabilir. Yaş büyüdükçe, bilmiyorum ama öğrenip sana söylerim demeli. Dediğimizi de yerine getirmelidir.

Resim bitince sergilemelidir. Kendi beğendiğimiz resimleri değil, konuşarak ortak beğendiğimiz resimleri bir resim asma-sergi yeri yaparak sergilemelidir. Derslikte çalışmışsak, sergileme yeri mutlaka yapılmalıdır.

Beğenilmek, her yaş insanı için geçerlidir. Çocuk için ise çok daha fazla gereklidir. “Resimlerini beğendim” demek gerekir. Çocuğun her resmi beğenilecek düzeydedir. Ama konuştuğumuz ilkelere de yakın olmalıdır. Ancak, beğenmediğimiz resim olduğunda eleştiri yapmalıyız. Yıkıcı, kırıcı bir dil olmamalı. Şunu atlamadan yeniden bak, şunu yaparsan daha farklı olur, şu işi yaparsan sence güzel olmaz mı? Gibi konuşmalıdır. Bu tavır, karşılıklı güven yaratır. Yapamamışsın, benzememiş, ne bu be, resim yeteneği yok gibi sözler asla söylenmemelidir. Söylenmemelidir çünkü, siz yetenek ölçecek kapasitede ve donanımda biri değilsiniz. Kimsenin böyle bir beklentisi olamaz. Siz eğitimci ya da velisiniz. Bırakın ana-babayı, usta eğitimciyi, bu dalın profesörlerinden kaçı yetenek ölçebilecek donanıma sahiptir? Yani, işimiz yetenek ölçmek değil, çocukla oyun oynamak- resim yapmak.

Son işimize geldi sıra. Toplanacağız ve temizlik yapacağız. Önceleri çocuk hemen kalkıp, gidebilir. Tutarlı tavır gösterebilirsek, kısa sürede alışacaktır.

6- İş disiplini yaşamın kendisidir.

İş disiplini ne demektir, yukarıdaki anlattıklarımızı özetleyerek tanımlayalım:

• Hazırlık yapmak,

• Gereçleri yerinde ve yeterince kullanarak işi tamamlamak,

• Bitirilen işi dosyalamak,

• Bitirilen işi sergilemek-sunmak iş disiplini demektir.

İş disiplini, alışkanlık haline getirildiğinde, bu alanda sorun kalmamış, eğitim başarılmıştır. Birey olma yolunda önemli adım atılmıştır.

………………………………

Görüldüğü gibi olumlu bir uygulamayı ve boyama kitabının olumsuzluklarını da anlattık.

Seçim sizin. Seçiminize göre ilerleyecektir süreç. Kolaylıklar dileriz..

BAŞARILAR…

Şimdi son birkaç söz:

• 12 eylül sonrası yıllar, Ankara’da 8 BD’li eğitim uzmanı çalışmıştı. Hem de kaç bin dolar aylık almışlardı. Öğretmenler daha bin lira bile alamıyorlardı. Neden Ankara’daydılar o BD’liler? Bizim koskoca eğitim profesörlerimize ne olmuştu? E tabi, Köy Enstitülerimizi de onlar kapattırmıştı, kapatmalarının anlaşılması kolaylaşıyor. Ama şimdi anlaşılıyor!

• Tüm bunlar planlı bir biçimde uygulanıyor ve haberimiz bile olmuyor!

• Eğitimciler, ana-babalar, yetişkinler sınıfsal göz boyacılığından kurtulup, kendi yerlerinden bakarlarsa bu sorunlara; anlayacaklardır. Yoksa hastalıklı toplum, hastalıklı bireylerle daha çok uğraşır, yerimizde döner dururuz.

• Kapitalizm kirlidir ve haliyle kapitalist toplumu da kirletir. Bu durumda kişilerin-bireylerin de kirli olma olasılığı yüksektir. Temiz bireyleri yetiştirme çabaları sürmelidir. Kirliliğe bulaşmamış ya da kendini korumuş olan bireyler çabamızı kolaylaştırır. Bu kirliliğe bulaşmayanlarla ayakta kalan bir ülkedeyiz. Onlara, dönüp, dönüp teşekkür edilmelidir.

Şakir Sağlam/ 18- 05 - 2010- İstanbul (güncelleme:2015)

 

 

Sanatta 50. yıl

REDFOTO

Intert.Press Card

 

Türkiye Gazeteciler Sendikası

 

International Press Card

(Uluslararası Basın Kartı)

Sosyal Medya

 

DİL ÇEVİRİCİ

Turkish Chinese (Traditional) English French German Greek Italian Japanese Lithuanian Portuguese Russian Spanish

Klasik Müzik ve Dilli Kaval

In order to view this object you need Flash Player 9+ support!

Get Adobe Flash player

Powered by RS Web Solutions

In order to view this object you need Flash Player 9+ support!

Get Adobe Flash player

Powered by RS Web Solutions

In order to view this object you need Flash Player 9+ support!

Get Adobe Flash player

Powered by RS Web Solutions

SAYAÇ

Makale Görünüm Sayısı
1860398

29 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

Buradasınız: Anasayfa KİTAP BOYAMA KİTABI ELEŞTİRİSİ