Font Size

SCREEN

Profile

Layout

Menu Style

Cpanel

Röportaj:2

Röportaj: Fatma Yavuz
02 Temmuz 2008 Kuzey EXPRES Gazetesi / TRABZON


‘Beni çek’ diyeni çekerim...



Fatma Yavuz ile Trabzon Sanatevi bahçesinde...

- Sizi tanıyabilir miyiz?
- Geleceğiniz çocukluğunuzda saklıdır...

Trabzon’un Türkelli köyünde doğdum. Çocukluğum Türkelli’de geçti, ilköğrenimimi orada tamamladım. Türkelli bana can ve kan veren, çocukluğumu onarıp, büyüten doğduğum yer. Bir insanın çocukluğu gelecek yaşamını belirlemede çok önemli bir yer tutuyor. O nedenle ben hep Türkelli’de geçen günlerimi dönüp dönüp incelediğimde; babam marangoz’du, 5 yaşında onunla keser tutup çivi çakmıştım. Hatırlıyorum, ‘Usta oğlum’ demişti bana. Bu söz gelecek yaşamımı belirleyen bir durumdu. Bunun dışında çocukluğumuzda oyuncaklarımızı kendimiz yapardık. Herkes çocukluğuna dönüp baktığında yaşamında neler yapacağına dair ipuçları görür.
Trabzon E.İlköğretmen Okulunu bitirdim ve 1967/ 1986 yılları arasında ilkokul öğretmeni olarak çalıştım. İstanbul Atatürk Eğitim Enstitüsü Resim-iş bölümünü bitirdim. Köy yaşamından gelen biri olarak köy resimleri yaptım. El sanatları, taş ustalığı, soğuk demir, mobilyacılık, marangozluk (baba mesleği) üzerine çalışmalarım oldu. Kente inince de tabelacılık yaptım. Eğitim Enstitüsü Resim-İş Bölümünü bu birikimle ve 12 Eylül’e giden dar yollarda tamamladım.
1987 yılında lisans tamamlayarak orta öğretimde resim öğretmenliğine geçtim.1994 emekli olduğum yıl.
1990 yılında ‘T’ sanat atölyesini kurdum. 1991 de yüksek lisans yaptım.
Çok sayıda karma sergi yanında, İstanbul'da bulunan Petrol-İş Sendikası Genel Merkezi salonunda 20. kişisel sergimle resim alanındaki yoluma devam ediyorum.

-Çocukluğuma dönünce dediniz...
‘İlk’lerim!'
• İlk, 6 yaşında iken; 34 yaşındaki bayana aşık olmuşum.
• İlk resim övgüsünü, ilkokul 5. sınıfta Şükriye öğretmenimden almışım. Arkadaşlarım söylediler.
• İlk, öyküm ile ortaokul 1. sınıfta Türkçe öğretmenimden, "Ömer Seyfettin" sanını almıştım.
• İlk, şiirim ve öyküm, öğretmen okulunda iken edebiyat öğretmenimiz Mehmet Albayrak denetiminde, basımını ve dağıtımını Trabzon'da yaptığımız "Çakıl" dergisinde yayınlanmıştı.
• İlk, okul bağlama takımında çoban kavalımla çalmıştım.
• İlk, Trabzon'da Ahmet Selim Teymur, kendi yönetimindeki ‘Klasik Türk Müziği Korosu’na beni de kabul etmişti.
• ilk, öğretmen okulunda öğrenci iken elitcimnastik ekibiyle Avni Aker Stadyumunda 19 Mayıs gösterisine çıkmıştım.
• İlk, lisanslı olarak ‘Martıspor’da basketbol oynadım. Sonra Yolspor, İdmanocağı ve Martıspor birleşerek, Trabzonspor doğdu.
• İlk resim sergisine bir yağlıboya resim ile 1965 yılında Öğretmen Okulunda katıldım.
• İlk kişisel resim sergimi Trabzon' da açtım.


-Fotografa başlamanızı anlatır mısınız?
-Fotoğrafçı Nimet abla
Fotoğraf alanında ilk sevgimi Nimet ablaya borçluyum. Nimet abla Trabzonlu bir fotoğrafçı. Fotoğraftan para kazanan bir ablamız. Öğretmen okulunda okurken bize fotoğraf çekerdi. Ben ilk defa onun fotoğraf makinesine dokundum. Körüklü bir makine idi. O sevda ile fotoğraf çekmeye başladım. Zaman içerisinde bu bir tutku haline geldi. Bu gün, çektiğim fotoğraflardan, fotograf sergisi açabiliyorum...


- Müze fikriniz var tabi...
-Oğuzeli Türkelli Müzesi
Trabzon Mahmut Koloğlu Kültür Merkezinde açtığımız ‘Oğuzelli Türkelli’ fotoğraf sergisi, www.turkelli.com etkinliğidir.
Ben bu sergiye fotoğraflarımla katılıyorum. Türkelli' den 18 arkadaşımla açtığımız karma bir sergi. Bu sergi Türkelli’nin fotoğraflarla belgeseli niteliğinde oldu. Sergide yer alan fotoğrafları bir kitapçıkta topladık. Bu kitap ile Türkelli’ye bir armağan vermiş olduk. Türkelli Trabzon’un en batısında Giresun sınırında yer alan bir köy, kültürel anlamda özü korunarak saklanması gereken bir köy. Oğuzeli Müzesi adı altında bir müze çalışmamız var, bu kitapçığın satışından elde ittiğimiz paraları müze çalışmasına aktaracağız. Göçün yoğun olduğu Trabzon’da, hep gidenler ve hiç geri dönmeyenleri konuşuyoruz. Biz de bu şekilde kültürel bir programla köyümüze geri dönelim istiyoruz.

Fatma Yavuz


-Trabzonlu ressam, fotoğraf sanatçısı Şakir Sağlam, sanatçı kimdir sizce?
-Sanat orijinalliktir...
İnsan çocukluğundan beri gelen temeli sonradan doldurabilirse, geliştirip, olgunlaştırıp hayata özgün (orijinal) bir şey sunabiliyorsa o zaman sanatçı oluyor. Fotoğrafçı, müzisyen, ressam olursunuz ama o özgünlüğü (orjinalliği) yakalarsanız sanatçı olursunuz. Sanatsal deneyler, sanatsal eğitim, sanatsal birikimler sizi bir olgunluğa vardırıyor. O olgunluğa vardığınızda ortaya koyduğunuz şey de sanat ürünü olur.


- ‘Beni çek’ nedir?
- ‘Beni çek’ diyeni çekerim
Artık gördüğünüz şey sizin için bir konu halini alır. Çok güzel bir kız görürsünüz ama o sizin için çok güzel bir kız değil, bir konudur. Çok güzel bir göz görürsünüz ama o güzel bir göz değildir artık, sizin sanatsal birikimlerinize uygun bir nesnedir. Çok güzel bir buluttur, değildir aslında bulut o, sizin kompozisyonunuza, vizörünüze, çerçevenize uymuş, o anda sizinle göz göze gelmiş, bakıştığınız ve o anda ‘çek beni' ne olur’ der ve siz de artık dayanamaz ve çekersiniz onu.
Bana her şey beni çek demez. Özel çekim noktaları vardır, onlar ‘beni çek’ diye beklerler, siz onları ararsınız, çevrenize bakarsınız ama göz göze geldiğiniz an deklanşöre basarsınız. O özel anı yakaladığınızda makine size bir araçtır.

- Sanat için diyecekleriniz...
- Sanat samimiyettir
Yaptığınız sanata iyi niyet ve dostça yaklaşabiliyorsanız, o da sizinle büyür ve gelişir. Sanat’ın bana göre tek ölçüsü samimiyettir. Önsüz arkasız, salt sanatı yaşamak demektir bu. Samimiyetin içinde, biraz aptallık var. Ama çıkar hesabı hiç yok. Dostluk var, alçak gönüllülük var. Yaptığınız işin diğer işlerle, diğer disiplinlerle bağlantısını öğrenmek var. Örneğin ben bir fotoğrafı çekerken daha sonra o anda gözümde kalanı tuvale döküyorum.


- Sanatınızdan da konuşsak...
- Üretime birikimler yön verir
Doğadaki zıtlıklar sanatımın temelini oluşturuyor. Zıtlıklar, bir düzen içinde dengelidirler. Denge aramaktayım. Denge, sanatımın vardığı yetkinliğin diğer adıdır: Zıtların bütünselliği. Biçim-renk dengesi ile içerik dengesidir bu. ‘Ben’deki biçim-renk dengesi, içerik ile bütünlenir. İçerik ’ben’ deki- lerin dışavurumudur. Biçimlerdeki zıtlıklar hareketli biçimler ile düz biçimlerdir.
Hareketli biçimlerin içi ton zıtlığı, miktar zıtlığı, sıcak-soğuk zıtlığı ile doludur. Düz biçimler kendi içinde zıtlık taşımaz. Hareketli biçimlere zıttırlar. Zaman zaman uyum içinde olabilirler. Bu kez zıtlığı, düz biçimlerin içindeki hareketli elemanlar sağlar. Zıt olan bu biçimler aynı zamanda birliktirler. Resmime can veren bu kandır. Kompozisyonun bütününü ise, boş-dolu zıtlığı kurgular. İçerik, biçimi sarmalar. Ona can kattığı ölçüde bütünselleşirler, yetkinleşirler. İçerik, yaşamdan anlardır.
Sanatımdaki biçimlerin-elemanların figür-süz-lü olması anlatımımı etkilemez. İzleyicim ile ortak noktamın olması, bu noktada buluşabilmem tercihimi belirler. Bu sanatımdan ödün değildir. Gelecekte yapacaklarım hakkında şimdiden sözüm olamaz. Ancak hayallerime sınır-sansür uygulamadığımda üreteceklerimin çapı büyüyecektir. Üreteceklerime birikimim yön veriyor. Çalışkanlığım kendime saygımdandır. Ürettiklerimde sorumluluk bana aittir. Eleştiriye evet, hesap vermeye hayır. İç hesaplaşma çerçevesinde, salt kendime hesap veririm.


- Birde sloganınız var...
- ‘Türkelli’den Tünya’ya bir damla T’
Sanat, biçim ile içeriğin dengesidir. Böyle bir kesinlik kime göredir? Tartışıldı yüz yıllardır. Ben biçimsellikle uğraşırken, resmin dış biçimine yöresellik boyutunu katarak bu dengeyi kurmaya çalışıyorum:
Türkelli-köyüm,
Trabzon-ilim,
Türkiye-yurdum

bir de Tünya, hele kızımın adı Toprak olunca, bu harfi kullanmaya karar verdim. T resimleri böyle oluşmaya başladı. Önce içi boş bir çerçeve belirdi. Sonra içinde figürler yer kapma yarışına girdi. Elbet - motiflerin hakkını da yemeden - yöreselliği figür resmi verebilirdi.
İşte ben bir damlayım. Türkelli' den Tünya' ya sunduğum kendim. Kabul görürse ne mutlu bana.


-Tsanat diyorsunuz...
-‘T’ resimleri
2001 yılından beri ‘T’ resimleri yapıyorum. Benim resimlerimi tek tuval, ikili tuval, üçlü tuval, dörtlü tuval olarak yapılmaktayım. Tek tuval’de bir ‘T’ kendi başına oluşur. İkili tuval birleştiğinde de yine ‘T’ oluşur. Üç tuval birleştirildiğinde de yine ‘T’ olur. Dörtlü tuval birleştirildiğinde de yine ‘T’ olur. Benim çizdiğim bütün kompozisyonlarda ‘T’ harfi vardır. Eğer tek tuval ise, kompozisyon tek ama ikili tuval ise kompozisyon ikisini birlikte kurgular, tuvali ayırdığınızı zaman iki farklı resim ortaya çıkar. Birleştirdiğinizde kompozisyon bir birini tamamlar ve tek resim ortaya çıkar.
‘T’ resimleri böyle düşünülerek yapılmıştır. Bu anlamda da ‘T’ resim çalışması Dünya’da yok. Resim, geometrik biçim olarak dörtgendir. Günümüzde daire, üçgen, oval biçimler de kullanılmaktadır. Rönesans’ ta, dörtgen olan biçimlerle çeşitli denemeler yapıldı. İki tuval yan yana, alt alta birleştirildi (dipdik), üç tuval ile de farklılıklar oluşturuldu (tripdik) denendi. Ancak bunların tümü sonuçta dörtgendiler. Benim kullandığım tuvaller ise dörtgenin dörtgen ile dörtgenin yarım daire ile birleştirilmesi sonucu T oluşturması ilkesine dayanıyor. Tek tuval olabilir, iki-üç-dört tuval birleştirilebilir.
Bu farklılığı nedeni ile sanat tarihinde bir ilk, T resimleri.


- Teşekkürler, başarılar...
- Ben de teşekkür eder, başarılar dilerim.

 

Sanatta 50. yıl

REDFOTO

Intert.Press Card

 

Türkiye Gazeteciler Sendikası

 

International Press Card

(Uluslararası Basın Kartı)

Sosyal Medya

 

DİL ÇEVİRİCİ

Turkish Chinese (Traditional) English French German Greek Italian Japanese Lithuanian Portuguese Russian Spanish

Klasik Müzik ve Dilli Kaval

In order to view this object you need Flash Player 9+ support!

Get Adobe Flash player

Powered by RS Web Solutions

In order to view this object you need Flash Player 9+ support!

Get Adobe Flash player

Powered by RS Web Solutions

In order to view this object you need Flash Player 9+ support!

Get Adobe Flash player

Powered by RS Web Solutions

SAYAÇ

Makale Görünüm Sayısı
1860387

15 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

Buradasınız: Anasayfa RÖPORTAJLAR Fatma Yavuz