Kısa Öykü

       Türkelli'de Baba Evi.


Trabzon ili, Beşikdüzü - Türkelli köyünün yoksul ailesi Ayşe ile Osman, 1950 gücük ayının 28 inde çelimsiz bir uşak ederler. Adına Şakir derler.
O kış çok kar vardır, 2-3 metre. Evin penceresinde kurtlar gezmektedir. Aile soğuktan korunamazlar ama ölümü atlatırlar. Bahara da varırlar.

İşte böyle başlar macera.

      İsinuğu Deresi - Türkelli Köyü

Bu fotoğraf köyümün deresi; İSİNUĞU DERESİ'ndedir. Araba yolumuz yoktu. 1965 yılında olmalı, bu dereden seller sular arasında, şu gördüğünüz o kayaya tırmanıp, harika köprüden geçer, yürüyerek Beşikdüzü'ne ortaokula giderdik. Sonrasında anacığım sırtında yarma odunu taşıyıp tuttuğumuz -her yanı beton olan- evde üç arkadaşı ısıtmaya çalışırdı. Taşıma su ile değirmen dönemedi ne yazık ki ve ben o soğukta "verem" oldum.

      Köyümdeki İlkokul

*Okuduğum ilkokul. Öğretmenlerim: Ayakta soldan: Ethem Yenigün, Osman İpek, Mustafa Dişli, Emine Özdemir, Mehmet Ali İpek. Oturanlar: Feridun Dişli, Ulaş İpek 

Tümü de köyümüzün insanları. Saygıyla.

     Bu okul Köy Enstitüleri döneminden kalma. Mimari planı *L* tipinde. Dönemin yöneticileri Köy Enstitülerini yıkmak ve gericiliği hortlatmak için dedikodu yayıyorlar. Bu tip dedikodular 2019 yılında hala yürürlükte. 

     O dedikoduyu duyduğum için yazıyorum: Bina L'ye benziyor. Öyleyse LENİN demek istiyorlar. Komünizm gelsin istiyorlar. Bu okulu yıkmalı. Veee sonunda yıktılar.

     Eskidiği için yıkılacaktı zaten. Ama dedikodu ile yıkmak başka bir şey.

*Köyümde çobanlık zamanı. Dillikaval ile  tanışma.

 

NOT: Mersin/Silifke/Ayatekla Kilisesi. Hasan Uzun öğretmen arkadaşım gezdirmişti. Orada kaval çalmıştım.

      Babam 

*12 yaşımdaydım, göğsünde uyuduğum babamı, Zonguldak kömür işçiliği elimizden aldı.

* Ortaokul son sınıfta tek matematik dersinden (4.25 aldığım halde) bir yıl bekledim. Sonraki yıllarda öğretmenlik yaptığım ortaokul ve liselerde, 5 dersten kaldığı halde bir üst sınıfa devam ettirilen öğrencilerle karşılaşmak...Aynı yıllarda verem bulaştı yakama da kaç yıl sonra İstanbul'da temizsin gelme dediklerinde yeniden doğmuştum.

*Türkelli'de müezzinlik...

* Öğretmen okulu için Trabzon yollarındaydım sonraki yıllarda.

    

* Trabzon Öğretmen Okulu: Yatılı okuduğum bu okul yaşamdaki yönümü de buldurdu. Harika etkinlikler yaşadım.

* Sonra öğrendim ki; ÖĞRETMEN OKULU-DÖRT DUVAR olması için kurulmuş. Asıl okul olan KÖY ENSTİTÜLERİNİ KAPATMAK İÇİN BİR OYUNMUŞ. Bizim başarılı olmamızı sağlayan iki etmen vardı: Biri Köy Enstitülerinden gelen öğretmenlerimiz, diğeri de 27 Mayıs 1960 askeri harekatı sonrası oluşturulan "61 Anayasası"nın demokratik yapısı.

         

 (Öğretmen ve öğrencilerin bir arada olduğu 6-D sınıf albümü hazırlamıştım, sanki bişey; ortaya adımı da yazmışım. Gençlik diyelim.)

 

     

* Okulumuzun yayın dergisi ÇAKIL. Dergimizdeki şiir- öykü yazılarım. (Bu dergi fotografını yıllar sonra öğretmen-yazar-şair arkadaşım Zekeriye Saka gönderdi, sağolsun.)

      

* Okul basketbol takımına Yılmaz Abi sayesinde girdim. İlk kez Öğretmen Okulu Basketbol Takımını, Trabzon Lisesi yenemedi ve bir maç berabere bitti.

* Martıspor'da lisanslı oyuncuyum. (Yılmaz abimin -adı doğruysa- Trabzon Meydan'a bakan bir sokakta demirci dükkanı var. Bana Martı Sporda lisans çıkardı. Forma ve top verdi. O an nereye uçtum bilseniz. Saygılarla abim. O topumu okuldaki dolabımdan çaldılar, bulunamadı. Babam öldüğünde de böyle olmuştum.)  

*1967 yılında, üç kulüple birleşerek Trabzonspor oldu. Trabzonspor'un ilk basketbolcularından oldum yani. Bir antrenmana gittik, Boztepe'deki NATO TESİSLERİ basketbol sahasına. Askerlerle bir maç yaptık. Boyumun iki katı adamlar. Maç boyunca tek sayı yapabildim, o da gard oyuncunun bacakları arasından sıyrılarak. Anladım ki bu spor benim işim değil. O gün bıraktım.

      İlk öğretmenlik:Yeni açılan okulumuza çocuklarımızla bahçe yapıyoruz.

* ilkokul öğretmenliğine başladım 17 yaşımda. Para nedir bilemezdim zaten, maaş da vermedi devlet dört ay. Yaşım küçükmüş. Öğretmen olarak atama yaparken büyük müydüm yoksa? Yaş büyüterek maaşımı almıştım.Ortaokulda okuyan kardeşim Mustafa da yanımdaydı. O koşullarda İstanbul Atatürk Eğitim Enstitüsü Resim Bölümü sınavlarına gitmiştim. (Araklı'da bir kırtasiyeciden "yeter ki oku, kazanınca ödersin" diyen birinden borç para alarak gitmiştim. Oysa, yaşamında para yüzü görmeyen anamın, öğretmen olan oğlu okumaya giderse para umudu da ortadan kalkacaktı. Evden çıkarken anam iki rekat namaz kıldı ve Allahım oğlumu kazandırma diye dua etti.) Kazanamadım ve köye döndüm. Meğer, Kazanmışım da haber ulaşmamış adresime. Ya da duyurmamışlar falan işte. Kaç yıl sonra öğrendim, gerçeği.

     

*Askerlik sonrası anamla kopuş netleşti. O'nu çok test ettim, koptuk. Sonraki yıllarda dedim ki; test ettin evet ama kopman gerekmezdi!

       (yıllar sonra, eğitimde yıkımın sonuçları)

*Zonguldak-Çaycuma-Güzeloğlu İlkokulu. Duvara yazdığım yazı, Çaycuma'da başlayan "tabelacılık" mesleğimi de yönlendirdi. Yıllar sonra gittim o köyüme, gitmeseydim Keşke dedim.

* Zonguldak, Örgütlenme alanında çok deneyim olan iki yerdi. Çaycuma'da ve Yenice TÖB-DER ve kişisel gelişimim çok hızlı oldu.

 Öğrencilerimin arasında ( FotoŞop ile düzenledim)

*Zonguldak-Yenice Ülkü İlkokulu. (sonra Karabük il oldu ve  Karabük'e bağlandı) 

*Yenice'de tabela da yazmıştım. Kaç yıl geçti de İbrahim Usta ile görüşmüştük.

   Yenice Ortaokulu - Resim-İş sergimiz.

*Ortaokulda Resim derslerine gidiyordum. Atelye olmadığı halde çok başarılı öğrencilerim vardı.

 Yenice Festivali'nden. 2008

*Yenice Festivali'ne fotograf sergisi açmaya gittim. Öğretmen olarak çalıştığım okulun eski müdürü Celal Akay ve öğrencilerimden bazıları ile...

 

      İAEE gurup gezilerinden. Beykoz

* İstanbul Atatürk Eğitim Enstitüsü Resim Bölümü için İstanbul yollarındaydım:1976. Sanat kanalına akar yüreğim.

* Girmiş olduğum yol bu para ile yürümezdi. Kafam karışıktı bu yıllarda. Kapitalizm, sert bir yaşam koydu önüme. Seçimim yoktu. Zaman acımasızlığı dokumaktaydı. Haksızlıklara uğradım ve adaletsizlikleri fark ettim. İlerleyen günler güzel yurdumu 1980 faşist yıkımına doğru götürdü. O zorbalıkları yaşadım. Ama aklım, artık emek ile atmaya başladı.

* Hastalıktan ustalığa geçiş yılları ilerler.

* Sanatın gereksiz bir takım kişilerin elinde bozularak kullanıldığını, yoz ilerleyişini gördüm, canım acıyarak. Gücüm yetmezdi bu çirkinliği değiştirmeye. Örgütlü Halk Yenilmez!

* 17 yaşından beri ayrılmaz parçam olan fotografı, heykeli, şiiri, dilli kavalı, yazını sürdürüyorum.

* Bir çok deneyimden sonra bir manifesto ile FİGÜR RESMİ yapmaya karar verdim. Tresimleri üretmeye başladım.

         TSANAT LOGO (Sanatta 50 YIL:1965-2015)

*Güzelliklere attım her adımımı.

*Yaşamın dengesi güzelliktedir, güzellik dengedir.

GÜZELLİKLE.

"Türkelli'den Tünya'ya bir Damla T"

Sanata dokunmaya devam. 

Sanat; güzel duyguları geliştirir. Güzellikleri görmeyi, aramayı ve üretmeyi etkinleştirir. Güzeli üretirken, güzel insan oluruz. 

GÜZELLİKLE...

Tsanat / Şakir Sağlam

Dil Çevirici

trzh-TWenfrdejalvrues
Turkey 45.7% Turkey
United States 33.6% USA
Russia 14.1% Russia

Total:

58

Countries
2465626
Today: 1