Yazdır
Gösterim: 875

Kullanıcı Oyu: 5 / 5

Yıldız etkinYıldız etkinYıldız etkinYıldız etkinYıldız etkin
 

Kadırga'nın Gözlerinin İçine Bakıyorum

Istanbul’dan Bursa’daki kardeşim Mustafa’yı Kadirga’da kar varmış, gidelim mi diye aradığımda Mayıs2007 başıydı. Hadi, sesi beni nasıl sevindirdi bilseniz. Sanki 45 yıl önce ölen babamı görecektim. Arabasını bakımdan alır almaz aradı. Buluştuğumuzda doya doya, tabi kardeşimi de kucakladım.

Bana bir sürpriz yaptı. Önceden görmeme karşın, çok sevdiğim Amasya’nın eşsiz güzelliklerini yeniden gezmemi sağlayarak beni bir kez daha sevindirdi. Fotograflamak; başka bir gözlem yapmak, daha çabuk öğrenmek demektir. Öyle oldu. Tadı gözlerimizde ayrıldık.

Karadeniz sahilini katleden, o çirkin oto yoldan ilerliyoruz. Eksik açılmış olduğundan gözümüz yolda. Karadeniz'in sahilinin güzelliklerini göremeyeceğiz ne yazık ki. Yolları çabuk aşarak Kadirga’ya varmak özleminden garip davranıyorum. Bu duygumu anladığı için kardeşim muzipçe gülüyor. Giresun / Eynesilden çıkarken arabayı durdurarark, bak bakalım nereyi göreceksin dedi. İndik. Biliyorum buradan köyümüz Türkelli görünüyordu. Ama o bir başka yeri görmemi sağladı: Sisdağı. Oooo, ne buuu?. Tepesi kar kaplı. Hem de küresel ısınmanın yoğunlaştığı Dünya'da. Ama sanırım bu bir dengesizlik değil. Zamanı çok şaşmamış çünkü. Yakında zaten erir. Hemen üç ayağı açıp nikon D70S e 70x300 ü taktım, ama yetersizdi o uzaklığa. Gene de -olmaz- çekeceğim.

Beşikdüzü çocukluğumun bir parçası. Yobol’da öğretmen evine yerleştik. Beşikdüzü'ne geçip hasret giderdik, arkadaşları gördük.

Trabzon İli'nin en batısında Beşikdüzü ilçemiz bulunuyor. Köyümüze buradan gidiyoruz. Eynesil'den de yol var. Beldemizin Belediye Başkanı Hasan Hüseyin ALGAN’ı aradık. www.turkelli.com web sitemiz için beldemizden fotograf çekeceğimizi ama en çok Kadirga'ya gitmek istediğimizi söyleyince, bir soruşturdu ki yollar kardan kapalı. Çok güzel demişim. Yollar kapalı diyorum nesi güzel dedi. Kar var ya, güzel olan o, gerisi çok çok yürürüz. Şaşırdı ama anladı ve pekiyi dedi. Hazırlandık. Bizi konuk saydı, birlikte yola çıktık.

Beşikdüzü'nden Vakfıkebir'e geçtik. Eksiklerimizi tamamladık. Sahilden ayrılıp Tonya yoluna girdik. Bu yolda taş köprüler yaşamlarını sürdürüyorlardı. Bence daha da sürdürecekler. Beton köprüler yapılınca artık yıpranmayacaklar ve daha çok yaşayacaklar diye düşünebildim. Yirmi dakika sonra ana yoldan saptık. Başkanın görevlendirdiği dozerin, temizleme yaparak açtığı yola girdik. Bu Akise Obası yolu idi. Gözüm dağda tepede. Bu doğa güzelliği karşısında duyargalarım farklı açılıyorlar. Sürekli durarak fotograf çekmeyi düşünüyorum ama bir an önce gidelim ki nerede arabadan ineceğiz anlayalım. Akise Obası'nı geçtik. Anladık. Yolumuz kar dolu. Arabadan inip yürüyüş hazırlığı yaptık. Kardeşim de fotograf makinesini aldı. Başkan yanımıza oba bekçisini de kattı, yola girdik. Yokuş yukarı yürüyeceğiz. Bir sevinç ki bende, anlatmak zor. Çocukuluğumda da yayla göçü ile böyle yürümüştüm. 40-50 adım attım. Aaa o da ne? Nefes alamıyorum. Darlandım, çatlayacağım. Çocuklar ben yürüyemiyorum dedim. Hemen geriye döndüm, aşağı yürüyerek rahatlamaya çabalıyorum. Her sabah jimnastik yapanda bu olmaz ama 1300m. ye yakın rakımda olabilir diye düşünüyorum. Beş dakika sonra rahatladım, Oh be! Ve yola koyuldum, sorunsuz yürüdüm.

Şimdi tek sorun bu görsel şölenin tadını çıkarmak ve olabildiğince sabitlemek. Çam ağaçları azaldı. Kar birikintileri var çukur yerlerde, yükseldikçe çoğalıyor. Soğuk ama yürüdüğüm için kalın giysilerimi çıkardım. Kısa kollu giysilerimle rahatım. Buz gibi sularından içiyoruz yaylanın. Bazı yerlerde
kar üzerinde yürüyoruz. Karşı tepelerde obalar görünüyor. Kar kaplı. Aaa karşıdaki en uzak tepe Sis Dağı. İşte önceki gün sahilden gördüğümüz o karlı tepenin tam arkasındayız şimdi. Sürekli fotograf çekiyoruz. Ancak bulutlu bir hava, mavi gökyüzüne hasret kalacağız gibi. Sis gelse bari o da yok. Gri bir dünya görüyoruz şimdilik. Az ilerdeki tepe, Şarlı Obası'ndan gelen yol, çocukluğumda bizim göç yolumuz idi. Erikbeli’ne 14km. uzaklıktayız şimdi. O yol ile birleşecek yolumuz az sonra. İki saattir yürüyoruz.

Çelike Obası'nın başına geldik. İşte sevgili, KADİRGA YAYLAMIZ. Ama ilerleyemiyoruz. Önümüzü, yolumuzu rüzgarın, tipinin savurduğu karlar doldurmuş. Güneye bakan yüzündeyiz tepenin. Çok fazla yığılmış, geçemeyiz. Çok uzun yol dolaşmamız gerektiğini söylüyor bekçi, buradan ileri gidemeyiz. Biz hemen ellerimizi omuzlarımızı boşalttık. Bekçinin verdiği ekmeği ısırıyorum. Bir yandan da çevremize bakıyoruz. Kurda kuşa dikkat ediyoruz. Ama her şeyi bırakıp işimize dönüyoruz. Böyle bir özlem olabilir mi? Fotografını çekmek değil bu, Kadirga'ya doymak için bakmak bu. İşte Zigana’dan gelinen yol tarafında Taşoluk Tepesi, 2380m.den keyfiyle bakıyor bize. Bir kaç bina duruyor az ötede, sakin. Yazın elektrik, su, wc. gibi gereksinimler karşılanan, bakkal, kasap, fırın, lokanta, tuhafiyeci, kır kahveleri hizmeti verilen yer. Ama yazın gelenlerin konaklama için kamp malzemeleri getirmeleri gereken bir yayla. Ya da aynı gün dönmek zorundalar. İşte Horon Düzü. Her yıl Temmuz ayının üçüncü cuma günü yapılan Otçu da, kemençe çalan da horon oynayan da yok bu hafta işte. Kadirga'nın pazar yeri boş. Daha ilerde bizim obamız Çadırdüzü, sağda Evliya Tepesi. Daha ne olsun? Ben ve Kadirga. Kadirga'nın gözlerinin içine bakıyorum.

Yüzlerce fotograf çeksek yine doyuramaz duygumu. Bekçinin uyarısı ile acele ediyoruz. Geç kalmışız. Daha tehlikeli olurmuş. Toplandık ama makinemi üçayaktan ayırmıyorum yinede. Beni sık sık uyarıyorlar yetişmem için. Dağların işmarı beni çekiyor. Son karelere dalıyorum çünkü. Bir saatte bekleyenlerin yanına iniyoruz. Mangal keyfine biz de katılıyoruz, nede açıkmışız. Bu dağda ne yersen ne içersen doymamış hissi yaşarsın. Yine de yemek istersin. Ayrıca tadı başkadır, canına can katar. Ayrılıyoruz sevgili dağlar, akşam oldu. Başkanımıza da çok teşekkürler ediyoruz. Duyduk ki bir hafta sonra erimiş bu dağların karı, kavuşmuş sevenlerin yarı.

Türkelli Beldemize üç gün ayırdık. Trabzon'umuzun içinde, çocukluğumuza bir göz atıp Sümela’ya, Zigana’ya olan umutlarımızı başka bir zamana erteliyoruz. Dönüşte Dipsiz Göl, Abant ve Mudurnu fotografları ile gurbete yeniden başlıyoruz.

Son iki söz ile bitireyim:
1- Fotograflarımız için: www.turkelli.com  www.tsanat.com  web sitelerimize bakabilirsiniz.
2- 27 Mayıs 2008 de OĞUZELİ TÜRKELLİ karma fotograf sergisi açıyoruz. Türkelli Beldesi / Beşikdüzü nüfusuna kayıtlı olanların katıldığı ve Türkeli fotografları olan bir etkinlik bu. Davetlisiniz.

 Şakir Sağlam-2007