Sanatçı Dağın Ardında mıdır?

Sanat Ve Sanatçı Dağın Ardında mıdır?

Rönesans dönemi, sanat ve sanatçı için önemli tarihsel olgulardandır. Çünkü sanat ve sanatçı dağın ardında değil halkın yakınındadır.
Bize de önemli bir değerlendirme, yorum fırsatı vermiştir.
sanatı küçümsemezsiniz bilirim ama sanatı öyle de abartmayınız. Sanat ve sanatçı dağların ardında değildirler. Yakınımızda ve insandırlar. 960 yılında dünya sanat merkezi ABD’ye yaşınınca bir şey oldu. Kısaca; “Sanat ve sanatçı dağın ardına taşındı.”
Bu ne demektir?
Sanatın ulaşılamaz, uzakta olması gerçekleştirilirse; “meta” olması hızlanacaktır. Bu da demektir ki, “metanın fiyatı olacak.” İşte, o fiyatı belirleme bu döngüyü sağlayanların elinde olacaktır.
Öyle oldu. Günümüzde sanat ürünleri halkın arasında değil, dağların ardındadır. Evlerinizin duvarlarına bir pencere olacak resimlerin, yüksek fiyatta, pahalı olmasının nedenleri.
Dağlar gibi gösterme çabası içinde olanlar başardılar, sanatı ulaşılmaz göstererek toplumdan uzaklaştırdılar. Nerdeyse, Tanrı gibi gösterecekler!
Sanat ve sanatçı değerlidir elbette. Rönesans ustalarının günümüze kalmaları bundandır. Hatta sanat eserleri korunmalıdır.
Japonya 1980 yıllarında bu koruma sorumluluğu nedeniyle bir müze kurup dünyadan resimler toplamışları. Arkası ne oldu, bilmiyorum.
Sanat ve sanatçı Dünya’nın üzerinde durduğu dengelerin güzelliği yasalarıdır.
Siz siz olun can damarımız olan sanattan ve sanatçıdan uzak durmayınız.
“Sanatın bir dalına tutunalım ki, damarlarımızdan akan kan, beyinlerimize ulaşarak beyinleri güzellik ateşi ile tutuştursun.”

Sanatçı ve Resim Denen Oyun?

Resim, bir oyundur.

Yaşamın dengesini arayanların oynadığı bir oyun. Oyunla biçimlenen anlatımdır.

Denge gelişmiş beyinlerin kurabildiği görsel / işitsel şölenlerdir. Rastlantılara da pay verebilir.

Oyun çağı dediğimiz çocukluğumuz “denge” için değerli yaşlardır. Oynana-maya-n oyunlar incelendiğinde ortaya önemli ölçüde “ben” çıkacaktır.

Çocuk eğitiminin bu yaşlarda başlamasını isteyen gerçek eğitimciler, o ülkenin gelişmesini, olumlaşmasını, kalkınmasını yani bağımsızlaşmasını hedeflemektedirler. Bu da bağımsız kişilikleri yaratacaktır. İç içe geçen bu davranımlar, süreçte bir birini besler. İşte bu bağımsız kişiliklerle başarılabilir, gerçek GÜZELLİKLER.

Bağımsız kişiliklerin gelişimi, öncelikle o toplumun; doğurduğu, kendi çocuklarına bireylere bu oyunu başarıyla oynatabilmesine bağlıdır.

Bu oyun o zaman, adam olur, şiir olur, tiyatro olur, heykel olur, dans olur, müzik olur, RESİM olur: SANAT OLUR.

İşte her toplumun- bir ivme, bir sıçrama yapması için – kulağının biri, umutları SANATÇILARDA olmalıdır. Tarih, başarılı olan devlet adamlarının, sanatçıları izlediğini, mutlaka feyz aldığı sanatçıları olduğunu yazıyor.

Yaşamın dengesi GÜZELLİKtedir.

Güzel, SANATtır.

GÜZELLİKLE…