Dilli Kaval ile ilgili notlarım.
Kaval, içi boş boru gibi ahşap ya da metalden yapılır. Önde yedi, arkada bir delik bulunur. Üflemeli bir çalgıdır.

Bu metal sarı Mibemol dilli kaval. Fransız yapımı.
Köyümüzün ünlü kaval ustası Kasım Gürsoy abinin bana armağanı-1965

Bu kavalın ölçülerini gönye ile aldım. Üretmek isteyenlere bir yardımı olur mu bilemem. Çünkü, üretmek isteyenlerin hayli zorluk çekeceğini düşünüyorum. Deliklerin delinmesi bu zorlukların başında gelir. Deliklerin çapı, delme sırasında matkap ucunun eğimi, deliklerin aralık ölçülerinin tutturulması gibi…

Dilsiz Kaval
Dili olmayan ve içi tam boru gibi boş olan kavallara da dilsiz kaval denir. Bu fotografta, satın aldığım ahşap dilsiz kaval ile metalden kendi ürettiğim dilsiz kavalı görüyoruz..
Diğer üflemeliler
Üflemeli çalgıların ney, mey, duduk, zurna, pan flüt, klarinet gibi farklılıklar gösteren türleri, farklı amaçlar için günümüzde kullanılmaktadır.
Kavalın sesi yanık, duyguludur. Çoğunlukla çobanlar kullanır ve çobanın kaval çalarak, koyunları suya indirme öyküsü nerdeyse herkes tarafından bilinir.
Kaval doğu kültürlerinin çalgısıdır, batı müziğinde yoktur. Batı müziği çok seslidir. Çok sesli orkestra içinde, tek sesli olan kavala yer yoktur. Kavalın batı müziğindeki benzeri blok flüttür. Blok flüt gibi yine batı müziğinin üflemeli çalgısı yan flüt olarak bilinen flüttür. Bu adları, yerli yersiz kullanarak adlarını karıştırıyoruz. İşin kötüsü, bu adlarıyla kalıyor ve yanlış adı öğreniyoruz.
Batı müziği içinde kullanılan blok flüt de yetersizdir. Çünkü piyanonun tüm seslerine uyum sağlayamamaktadır. Bu konuda dilli kaval alanında olumlu gelişmeler vardır. Örneğin, piyanonun tüm seslerini verebilecek sayıda olan, on iki kaval üretilmiş ve orkestra için düzenlemelerde yer almıştır.

Dillikavallarımın karar ses adları.
Karar Ses
Öndeki yedi deliğin, üstten ilk beşi ve arkadaki tek deliği de kapatarak alınan ses, piyanodaki ses karşılığına denk düşen sesin adı ile anılmaktadır. İşte dilli kavalın adı, “La karar ses” benzeri adı ile adlandırılmıştır.

Köyümüz Türkelli’de ineklerimizi otlatmaya götürünce, oralarda yapıp çalmaya başladığımız düdüklerden ikisi. Düdük diyoruz ama aslında dilli kaval. Nota olmadan çalardık. Kulaktan öğrendiklerimiz elbette yetersizdi. Ama bu bir oyundu bizim için. Yeterliydi.

Dilli Kaval Çantam.
Yedi dilli kavalım, iki dilsiz kavalım ve bakım araçlarımı toplu olarak taşımak için ürettiğim bir çenti (köyümüzdeki adı bu. Yani çanta). Kişisel olarak geliştirdim. Anamın üretimi olan DASTAR, günümüzdeki battaniye yerine kullanırdık. Çok sağlıklı olurdu. Doğaldı. Renkleri asla solmaz. Üretiminden bu yana 60 yıl olmuş, hala renkleri ilk canlılığında. Yün olduğu için kapalı alanlarda kalırsa GÜVE saldırısına uğrayacaktır. Benim dastarım da öyle oldu. Kalanları böyle biçim değiştirerek yeniden düzenledim. İçini boru gibi kartonlardan kaval kalınlığında ve boyunda yaptım. Dışını da dastar ile kapladım. Üzerini boncuk-düğme-püskül ile işledim. Püskülleri yünden yaptım. Dikişlerini yün iplikler ile diktim. Köyümüzde ürettiğimiz bağlardan yararlandım. Uymadığı durumda yeniden ördüm. İşte oldu…
