Ya seçim olursa!

Seçim, adı üzerinde farkları olanlar arasından, özgür irademizle seçmemiz gereken bir eylemi anlatır.

Burada iki durum olmalıdır: 1- Partilerin Farkları olmadır. 2- Özgür irademiz olmalıdır.

Seçimden söz ettiğimize göre, partilerin farkları olmalı ve ben özgür iradeli bir yurttaş olmalıyım. Eğer bu ikisi varsa seçimin sonucu ne olursa olsun saygı duymak gerekir.

Bu iki durumu irdeleyelim, gerçekte bu iki durumu iç içe geçmiş olarak yaşamaktayız:


1- Partilerin Farkları olmadır.

Bizi yıllardır kaynaşmış bir toplum durumuna getirmeye çabaladı tüm yönetimler. Yani farkı olmayan toplum olarak görmeye ve göstermeye çabaladılar. Bunun için Devlet yapısı aynı kaldı görüntüsü altında , eğitim, yasalar, polis, ordu değiştirildi. Bunları savunan partiler oluşturuldu. Din, dil, ırk, bölge, cinsiyet ayrımcılığı üzerine politika yapanlar toplum düşmanlarıdır. Bu bir dünya politkası olsa da inanmamak gerekir. Çünkü; bizim partilerimiz dincilik, ırkçılık, bölgecilik, cinsiyet ayrımcılığı ve emek düşmanlığı üzerine politika yapıyorlar. Peki farkları ne? Yok…

Bakıyoruz bu gün, dinimle Allah’ım arasında aracı olamaz diye bir din kuralı varken, hem de her parti aracı durumda. Bütün din adamları aracı durumda. Neden laiklik kavgası yaratılıyor? Dincilik yani şeriat alevlensin ve insanlar şeriat kavgasından başka bir şey göremesinler diye. Doğrusu ne, din üzerine politika ve partileşme yapılamaz: Herkes dinini-ibadetini özgürce ve gösterişe düşmeden yaşar. Türkiye’de bu özgürlük var zaten. Ama din özgürlüğünden yararlanıp, Türkiye’yi şeriat ülkesi yapmaya çalışan politikacılar araya girmekle dinime küfrediyorlar. Hatta öyle yalanlar uyduruyor ve fısıltı gazetesine uyguluyorlar ki, bu günkü haldeyiz.

Irkım üzerine söz hakkı yalnızca benim olması gerekirken, her parti ırkçı durumda. Türk ırkı üzerine politika yapanlar bana da öteki ırka da saygısızlık yapıyorlar. Yani o üstün ırk, ben kötü ırk mıyım? Ya da tersi miyiz? Bunu neden yapıyorlar? Din üzerine politika yapanlardan kurtulan olursa, çelmeyi ırk politkası yapanların ağına düşsün, kurtaramasın diye. Bütün ırklar kardeştir gerçekte. Irk üzerine politika yapanlar ırkıma küfrediyorlar.
O halde,Irk üzerine politika yapanlar tarih boyunca suçludurlar.

Aynı düşünmeyi sürdürünce farkları olmadığı görünüyor. Biliniyor zaten.

Düşünmeyi şöyle de sürdürebiliriz;
* Müslümanın yemek ihtiyacı var, hıristiyanın da. Partililer benim yemek ihtiyacım üzerine politika yapsınlar öyleyse.
* Türk hasta olabilir. Kürt de, ermeni de, İngiliz de olabilir. Partililer benim hastalığımın tedavisi üzerine politika yapsınlar öyleyse.
Kadının da yaşamaya ihtiyacı var, erkeğin de. Partililer benim yaşama ihtiyacım üzerine politika yapsınlar öyleyse.
* Yaşlı insanın da genç insanın da işe ihtiyacı var. Partililer benim iş ihtiyacım üzerine politika yapsınlar öyleyse.
* Türkiye’nin doğusunun da, batısının da kalkınmaya ihtiyacı var. Partililer benim kalkınma ihtiyacım üzerine politika yapsınlar öyleyse
* Her insanın bağımsız bir Türkiye’de, insan onuruyla yaşama hakkı vardır. Partililer benim bağımsız Türkiye ihtiyacım üzerine politika yapsınlar öyleyse.


Bu düşünme yöntemi doğruysa, ki bana göre doğrudur; bu partilerin farkı yoktur.


2- Seçerken özgür müyüm?
Birkaç soru ile başlayalım: Bireyi özgür yetiştirmenin koşulları ile mi büyütüldüm? Ailemin fikir yapısı, okul programları, öğretmenim eğitimcilik düzeyi, okutulan kitaplar, mahallem ve köyümün gelenekleri…Tüm bu sorular daha çok, siz de biliyorsunuz…
Ama asıl soru şu; neden Türkiye’de yeterince fabrika yok? İş alanlarının azlığının diğer sorunları çoğalttığı bilinen bir gerçek zaten. Çünkü, demokrasi fabrika ile olur.
Şimdiiii, bu partilerin farkı yok ve ben özgür değilim. Bütün bunlar bir oyun ve bu oyunu sermaye oynuyor.
Haydi o zaman; soralım ve öğrenelim: Sermaye ne?
HAYDE!!!