Projelerim

Üretmeye ara vermiyorum. Her ürün bir başka birey!

Fotograf, resim, şiir, heykel, dilli kaval, bağ-bahçe işleri…

Kitap başka bir tad, başka bir dünya.

İki kitap hazırlığım var. Biri düz yazılarımı topladığım bir dosya: DüzYAZDIM.

Diğeri de gezip fotograf çektiğim yöre, kurum, dağ-tepe için GeziYORUM dosyam hazır.

Başlıkta fotografta görünen 50. YIL dosyam da basılamadı ne yazık ki!

Çocuk Resimleri-2

2- ÇOCUK RESİMLERİ ÜZERİNE ÖZET NOTLAR

ŞEMATİK DÖNEM: 7-9 YAŞLAR

  • Resimlerdeki şemalar-biçimler belirginleşir,bu şemalara adlar verilir.Yine bilelim ki,çocuk bildiği kadarının resmini yapar.
  • Dikey ve yatay çizgiler varmışçasına kompozisyonlar kurulur.
  • Yer çizgisi resim düzleminin-resmin alt bölümündeki yatay çizgidir.Gök çizgisi resmin üst bölümündeki yatay çizgidir.
  • Varlıkların içi görünür,ev içindekilerle çizilir.
  • Renk süsleme olarak kullanıldığı gibi aynı resimde gerçekçi renkler de bulunur.Ancak perspektif bilgileri ve gerçekçilik beklenmemelidir.
  • Kendini sürekli olumlu resimlerle anlatır: Kendi iyidir,kendi kazanır,kendi üsttedir,kendi yener…Aynı resimde üç farklı bakış açısı (üstten-önden-yandan) görülebilir.
  • Her çocuğun resmi farklıdır.(Bu özelliğini sık sık söyleyerek çocuklarımızı bu gerçeğe inandırmalı.)Bu anlayışla çocuğu özgürleştirmeli,bir yarışa sokmamalıdır.
  • Keyifli-coşkulu-rahat resim yaparken,değişip farklılaşan çocuğa müdahale var demektir.
  • Sürekli aynı organı abartarak çizen çocuğun o organı ile sorunu olabilir.

Öneriler

  • Kullanılan kalem-boya-fırçalar kalın uçlu olmalı.
  • Hayal (masal-öykü) resimleri yapılmalı.
  • “şunu yapma,zaten yapamıyorsun,bak Fatma nasıl da çalışıyor,…” gibi sözlerin eğitici bir değeri yoktur.Ama çocuğu olumsuzluğa iter.
  • Çocuğun önünde örnek resim yapılmamalı.
  • Resim yapılarak yardım edilmemeli.Çocuk resim yardımı istiyorsa, bu sorunun konuşularak aşılması sağlanmalı.Resmin kendine ait olduğu,öyle olunca resmi kendisinin yapması gerektiği gerçeğini, doğru-güzel olanın bu olacağını kabullenecektir.
  • Başkası ile kendini ,başkasının resmi ile kendi resmini;hem kendisi hemde büyükler karşılaştırmamalıdır.
  • Çocuk resmi eleştirilmez, yumuşak bir dil ile konuşulur.
  • Olabildiğince resim sergileri gezilmeli.Sanatçıların basılı kitapları (röprodüksiyon) incelettirilmeli.Sergi-kitap çocukların biçim-renk-kompozisyon beğenilerini geliştirir.
  • Doğada sık gezi yapmalı,doğa ile ilgili soruları çoğaltmalı.Gözlem en önemli kazanımdır.
  • Yarım resim kalmamalı,zorunlu kalmışsa sonra tamamlanmalı.Yeni kağıda bundan sonra geçilmeli.
  • Resimler tarihlenerek bir dosyada biriktirilmeli.
  • Resim kağıdı (defter değil) kullanılmalı.Defter kullanırken sayfaları hızla değiştirme alışkanlığı oluşur.Bu tehlikelidir,zararlıdır:Aceleci, kararsız,yaptığı işi sevmeme,düşünmeme,kendisine değer vermeme,dikkatinin zayıflaması,kaçış,vb.
  • Kuru boya kalemi ile boyama kitabı kesinlikle kullanılmamalı.

Kuru boya şema-harita çizimlerinde kullanılabilir.(4-5 sınıf)

  • Toplanma-temizlik alışkanlığı geliştirilmeli.

Şakir Sağlam

Basılan Kitaplarım

Resim-İş Eğitimi okullarda sürekli sorundur.

Grekçesi basittir. Politik iktidar böyle ister. Yani, iktidar hazırlamaz.

1-Ortam-sınıf hazır değildir.

2-Eğitici hazır değildir.

Bir çok sendika, dernek, sivil toplum kurumları bu durumu eleştirirler. Ama; şu hazırlığımız var, işte çözümü demezler.

Hatta kendi örgütüme gidip söyledim ve hazırlığımı gösterdim. Şube yönetimi ilgilenmedi bile. Genel merkez yönetimi zaten işi başından kalaba. Sonraki yıllar bu seviye aşılıp, çok olumlu işler başarıldı.

MEB dosyamı açmadı o yıllar.

Dosyamı alıp Cağaloğlu sokaklarını dolaştım. Dalga geçtiler benimle. Orada küçüklere-çocuklara yayın hazırlayan ESİN yayınlarına varmışım. Dosyamı incelediler ve basıyoruz dediler. İşte bu iki kitabım böylece öğretmene, öğrenciye ve veliye ulaştı. Kendilerine çok teşekkür ediyorum.

İtiraf ediyorum; para kazancım olmadı.

Sonraki yıllarda farklı dosyalarım oldu ama tabi gene bilindik nedenlerden basılamadı.

50.Sanat Yılı

2015 yılı, 50.SANAT YILIM olunca bu kez farklı bir alana yöneldim. Kurumlardan yardım istedim. Yine para kazancı hedeflemedim. İki sendika kendi üyelerine dağıtılmak üzere iki kitabımı bastırdılar. Birleşik Metal-İş sendikası ve Petrol-İş Sendikası bu anlamda çok değerli bir işi başardılar. İki sendikaya da yönetimlerine de çok teşekkür ediyorum.

Heyamola yayınları bastı. Yayınevi telefonu: (0216) 371 17 37

Çocuk Resimleri-4

4-ÇOCUK RESİMLERİ ÜZERİNE ÖZET NOTLAR

MANTIK DÖNEMİ:12-14 YAŞLAR

  • Ergenliğin getirdiği farklılıkların yılları başlar.Bireysel özellikler öne çıkar.Kimi çocuktur,kimi gençliğe adım atmıştır.Duyusal yönden sağlıklı ya da tam tersi olabilirler:şaşkın,gergin,geçimsiz,uyumlu, sert, dengesiz,…Çocuklar yaşamlarında önemli etkiler bırakacak bu yılları zararsız atlatabilirler:Yetişkinlerin adil-akılcı tutumları ile. Başarıları gerilese de geçicidir,toparlanırlar.
  • Kendine özgü çalışmalar yapabilirler.
  • Küme çalışmalarından hoşlanırlar.
  • Özel yetenekler belirmeye başlar.Estetik sezgileri öne çıkar.
  • Renklerde biçimlerde gerçeğe uygunluk görülür.Doğadan resim yapabilirler. Başarılı olanlar ise modelden çalışabilirler.Kurallı perspektivi uygulayabilecek durumdadırlar.
  • İnsan en önemli konudur.Ev yaşadığı duygusal çevresidir.Ağaç ise

çocuğun algıladığı,içindeki biçimlerin dışa vurumudur.

  • Görsel resim/içsel resim yapmaktan keyif alırlar.
  • Resmin, yaşamındaki en önemli değerlerden olduğunu anlamaya, resmi herkesin yapamayacağını ama herkesin sevebileceğini, bu sevginin içsel güzellik olduğunu kavramıştır. Dahası bu içsel güzelliği sürdürmeye çabalar.

ÖNERİLER:

  • Olabildiğince resim sergileri gezilmeli.Sanatçıların basılı kitapları (röprodüksiyon) incelettirilmeli.Sergi-kitap çocukların biçim-renk-kompozisyon beğenilerini geliştirir.
  • Doğada sık gezi yapmalı,doğa ile ilgili soruları çoğaltmalı.Gözlem en önemli kazanımdır.
  • Boya denemeleri sürdürülmeli.Örneğin;pastel boya üst üste daire çizer gibi hafif bastırılarak uygulanabilir.Guaj boya kurutularak üzerine yeniden çalışılabilir.
  • Görsel ya da içsel resim yapmak-zorlamadan-sürdürülmelidir.
  • Resim yarışmaları abartılmamalıdır.Katılmalı ama bir beklentiye girilmemelidir.Katılmak,çalışmak için gereklidir.
  • Tüm teknikleri kullanabilirler.
  • Kara kalem resim yapanlar,B seri resim kalem kullanmalıdırlar.
  • Yarım resim kalmamalı,zorunlu kalmışsa sonra tamamlanmalı.Yeni kağıda bundan sonra geçilmeli.
  • Resimler tarih yazılarak bir dosyada biriktirilmeli.
  • Resim kağıdı (defter değil) kullanılmalı.
  • Kuru boya kalemi harita işlerinde daha uygundur.
  • Toplanma-temizlik alışkanlığı geliştirilmeli.
  • Kendine özgü işler zamanının tümünü alacak kadar uzun

olmamalıdır. Örneğin,5 -6 saat resim yapmamalı ya da müzik

dinlememeli,bu zamanı diğer işlerle paylaştırmalıdır.

  • Yaz tatilinde dengeli çalışma planı yapılmalı.Doğa incelenmeli, bellekte kalanlardan bellek resmi yapmalı.

Şakir Sağlam

Çocuk Resimleri-3

3-ÇOCUK RESİMLERİ ÜZERİNE ÖZET NOTLAR

GERÇEKÇİLİK DÖNEMİ:9-12 YAŞLAR

  • Fiziksel olarak hızla gelişen çocuğun öğrenmesi de hızlı olur.Kaslar arasındaki uyum olgunlaşır. Beceriler artar. Kendine olan güveni artan çocuk gerçeğe –doğaya yönelmeye başlar. Gözlem gelişir. Ayrıntıları görmeye incelemeye, resimlemeye daha çok zaman ayırır.
  • Arkadaşlıklar,gruplar cinsiyete göre kurulmaya başlar. Duygusal, sosyal gelişim de ilerler ki;bazı farklılıklar yaşanmaya başlar: suskunluk(ya da küsme),oyun bozma,ürkeklik,oyuna girmeme, uzun hayaller kurma,yalnız kalma, gibi.Resim-iş konuları da buna uygun olarak kızlar ev,erkekler onarım-bakım işlerine yönelmeye başlarlar.
  • Resimde süsleme eğilimi artar.Bilinmeli ki;fotografik gerçekçilik yerine,varlıkların bizde kalan izlerinin resmini yapmak sanatsaldır.Bu anlayış,daralan dünyalarını özgürleştirecektir.
  • Basit perspektif önceki dönemlerde sezgisel olarak uygulanırken, kurallı perspektif görülmeye başlar. İlgi artar,denemeler yapılır.
  • Denemeyi severler ama yinede modelden resim beklenmemelidir.

Hayalden resim sürdürülmelidir.

  • Yer çizgisi yukarı doğru çekilmeye başlanır.Yeryüzü çeşitli bölümlere ayrılarak resimlenir.
  • Resim yapmaya uzun zaman başlayamazlar,kararsız,isteksizdirler.

Başlarlar bu kez yaptıkların beğenmezler. Arkadaşlarının resimleri

bir şaheserdir.Arkadaşları ile kendini sıkça oranlar,kendini kötüler.

ÖNERİLER:

  • Kullanılan kalem-boya-fırçalar kalın uçlu olmalı.
  • “şunu yapma,zaten yapamıyorsun,bak ona nasıl yapıyor,…” gibi sözlerin eğitici bir değeri yoktur.Ama,çocuğu olumsuzluğa iter.
  • Çocuğun önünde örnek resim yapılmamalı.Resim yapılarak yardım edilmemeli.Çocuk resim yardımı istiyorsa, bu sorunun konuşularak aşılması sağlanmalı.Evde resim yapmalı ancak başkasına değil, kendisi yapmalı.Resimde destek;konuyu açıklamak,tasarımları konuşma olarak algılanmalıdır.
  • Başkası ile kendini ,başkasının resmi ile kendi resmini karşılaştırma- malı.Eleştirileri yumuşak bir dil ile konuşur gibi yapmalıdır.
  • Olabildiğince resim sergileri gezilmeli.Sanatçıların basılı kitapları (röprodüksiyon) incelettirilmeli.Sergi-kitap çocukların biçim-renk-kompozisyon beğenilerini geliştirir.
  • Doğada sık gezi yapmalı,doğa ile ilgili soruları çoğaltmalı.Gözlem en önemli kazanımdır.
  • Boya denemeleri sürdürülmeli.Örneğin;pastel boya üst üste daire çizer gibi hafif bastırılarak uygulanabilir.Guaj boya kurutularak üzerine yeniden çalışılabilir.
  • Yarım resim kalmamalı,zorunlu kalmışsa sonra tamamlanmalı.Yeni kağıda bundan sonra geçilmeli.
  • Resimler tarihlenerek bir dosyada biriktirilmeli.
  • Resim kağıdı (defter değil) kullanılmalı.
  • Kuru boya kalemi ile boyama kitabı kesinlikle kullanılmamalı.
  • Toplanma-temizlik alışkanlığı geliştirilmeli.

Yaz tatili dengeli çalışma planı yapılmalı.Doğa incelenmeli,bellekte kalanlardan bellek resmi yapmalı.

Şakir Sağlam

Çocuk Resimleri-1

1-ÇOCUK RESİMLERİ ÜZERİNE ÖZET NOTLAR

ŞEMA ÖNCESİ DÖNEM:4-6 YAŞLAR

Her yaşta resim değişerek ilerleyecektir.Bu ilerlemeyi izleyerek çocuk hakkında sağlıklı bilgiler alabiliriz.

  • Çocuk müthiş bir merak içindedir.
  • Tanıdığı varlıkları tanıdığı kadar resimler.
  • Varlıkları tanımak için denemekten çekinmez.Başardığındaki mutluluğu olağanüstüdür.
  • En çok insan çizimine yer verir.
  • En sevdiğini en büyük, en ortaya çizer.
  • Önden çizim yapılır. Yüzler şematiktir,anlam aranmamalıdır.
  • Baş çok büyük resimlenir.
  • Gövdedeki elemanların sayısı yeterli sayıdadır. Ayrıntılar görülebilir.Ayrıntılar süslenebilir.
  • Resimlerinde kararlıdır,karışılmasını istemez ama resim bittiğinde yaptıklarını anlatmayı,anlattıklarının mutlaka dinlenilmesini ister.
  • Renk bu dönemde önemli anlamlar açıklar.Burada büyüklerin dikkat etmeleri gereken önemli nokta şudur:Bir rengin anlamlarını açıkladığımızı varsayalım.Kağıdına o renkten bir nokta koyan çocuğu,açıkladığımız biçimde değerlendirmek derin zararlar-izler bırakabilir.Eğitsel değeri yoktur,erken davranıştır.Uzun izlemeler sonucunda kesin sonuçlar alabiliriz.Net olan bazı sonuçları söyleyebiliriz.Örneğin;çocuğun seçtiği ilk renk kırmızıdır.Arada bir başka renkleri ilk seçerse önemli değildir.Ama sürekli olarak ilk seçtiği renk kırmızı değilse,bu çocuk izlemeye alınmalıdır.Yaptığı resimleri sürekli siyah-kahverengi gibi tek renk ile karalıyor-kapatıyorsa izlenmelidir.Sürekli kahverengi ile resim yapıyorsa izlenmelidir.(altını ıslatanlar çoğunluk bu guruptan çıkar)
  • Bu dönem resimlerinde planlama-perspektif yoktur.

ÖNERİLER:

  • Kulanılan boya-fırça-kalemler kalın uçlu olmalıdır.
  • Masal-öykü anlatılarak konuşulduktan sonra resim yapılmalı.
  • Bazı durumlarda konuşulmadan-çocuğun kendi dünyasından bir resim yapabilmesi için-özgür bırakılmalıdır.
  • Defter yerine resim kağıdı kullanılmalıdır.Yeni sayfaya geçmek kolaydır,aceleci yanlarını kışkırtır,giderek resimler bitirilmeden hep yarım bırakılır.
  • Resmi böyle yapmalısın dememeli,örnek resim yapmamalıdır.

Anlatmak-konuşmaktan öte yapılanlar zarardır.

  • Asla,başkası ile hiç bir özelliğini oranlamamlıdır.
  • Çocuğun resmi eleştirilmez.
  • Sessiz bir ortam ya da hafif klasik batı müziği çalınan bir ortamda yapılan resim ruh sağlığını da olumlu besler.
  • Beğendiğinizi -dengeli olarak-söyleyiniz.
  • Resim dışındaki etkinliklerden de gerekli besini almalı.
  • Bitirilen resmin dosyalanması,kendine verilen değeri anlatır.
  • Yarım resimlerin bitirilmesi sağlanmalıdır.

Şakir Sağlam

Boyama Kitabının 5 Cinayeti

(Bu başlığı özellikle koyduk.)

Cinayet, adam öldürmek.(TDK Türkçe Sözlük)

İşte boyama kitapları, öldürmeye tam teşebbüsten tutun da sakat bırakmaya değin varan bir çok suçu gerçekleştirmektedir.
Ne adına: TEK PARA KAZANMAK ADINA

BOYAMA KİTAPLARI BASILMAMALIDIR.

Boyama kitaplarının hiçbir eğitsel değeri yoktur.
Hemen yerine ne yapacağımızı, yapılması gerekeni öncelikle anlatalım ki, değerli zamanımızı boşa harcamayalım.
……………………………………………………………………

ÖNCE KENDİMİZİ YENİLEYELİM
1- Çocuk psikolojisi bilgilerimizi yenilemeliyiz. Her yaşın psikolojik özeliklerini öğrenmeliyiz.
2- Çocuk resimleri hakkındaki bilgilerimizi yenilemeli, öğrenmeliyiz. Çocuk resimleri her yaşta farklılıklar gösterir. Ayrıca aynı yaş çocuklarının bile farklı resimleri olacaktır. Çünkü; her çocuk özeldir. Kendine özgü özellikleri nedeniyle, farklılıkları da resimlerine yansıyacaktır.
3- Resim gereçlerini ve işlevlerini tanımalıyız.
…………………………………………………………………….

DENENMİŞTİR, GÜVENLE UYGULANABİLİR.

1-Resim defteri değil, resim kağıdı kullanınız:
Defter sayfaları, birinden ötekine hızlıca çevrilebilir. Defter sayfalarına bir nokta bile koysa, bu nokta, bir çok çocuk için çok değerlidir ve resim değeri taşıdığından, sayfayı çevirebilir, ötekine geçebilir. Aceleci yapıdaki çocuğu, daha da aceleciliğe sürükleyecek bu tutum, davranış bozukluğu yaratarak, algılama sürecini, çalışma disiplini gelişimini olumsuzluğa yöneltecektir.
Dosya kağıdı olan 29x21cm boyutundaki A4 kağıdını da çabuk yırtılacağı için resim çalışmalarında vermeyelim. Çabuk değiştirilmesi, ucuz ve kolay olması seçilme nedeni olsa da kullanmamalıyız.
Oysa, boyutu 25x35cm olan çalışma yüzeyi olan bir resim kağıdı verildiğinde baştan planlamayı yaparak daha uzun süre çalışacaktır.

2- Boya ya da fırçalar kalın uçlu olsun. ( 9 yaşına değin)
Hızlı-acele resim yapan çocuğun ilk yaşlarda bu tutumunu destekleyen kalın uçlu boya ve fırça kullanmalıyız. Kağıdını hızlıca doldurmasına destek olmak gerekir. İş disiplini geliştikçe ve yaşı da ilerledikçe kendisi zaten tüm kağıdı keyifle çalışıp, dolduracaktır.
Suluboya her yaşın boyasıdır, rahatlıkla kullanılabilir. Kullanma yolunu öncelikle biz öğrenmeliyiz. Pratik bir çalışmadır. Sıklıkla kullanabiliriz. Basit bir dille çocuğa anlatmalıyız.

3- Uygulayıcılar-öğreticiler-veliler bilgili, anlayışlı olmalılar.
Çocuğun kağıda çizdiği bir nokta olağan üstü değerlidir. Çocukları anlamak, işlerini kolaylaştırmakla, kendi işlerimizi kolaylaştırmaktayız. Sorumlu kişiler sorumluluklarını biliyorsa çocuklarda sorun olmaz. Elbette biliyoruz ki, ekonomik sıkıntı içinde olan insanların, sosyal yaşantısı ve hakları da zorlaşmaktadır. Böylece çocuğa destekleri azalmaktadır. Bunun en kısa çözümü; çocuk sayısını akıllıca belirlemektir.

4- Araç gereç ve ortamı hazırlayalım.
Resim yapmak bir oyundur. Bu çocuk için daha keyifli anlar demektir. Oyunun kuralları vardır. Resim yapmanın da kuralları vardır. Her kural yaşa uygun konmalıdır. Öğreticiler bu kuralları uygun zamanda uygulayabilirse sorun olmaz. Sorunlu çocuk değilse; yani hasta, engelli gibi bir özelliği yoksa öğreticiler yanlış yapıyordur. Burada bir söz daha gereklidir: Çocukla öğretici uzun süre bir arada olabilirse uyum sorunu azalacaktır, sorunlar varsa da çözümü kolaylaşır. Bir orda, bir burada, bir başka yerde büyüyen çocuğun gelişmesi karmaşıklaşır. Bu da sorun demektir.
Diyelim ki sorunumuz yok. Resim yapmak için evdeyiz. İlk kural bir sınır çizmek olacaktır. Bunu bir örtü ya da masa büyüklüğünde bir kumaş ile yapacağız. Yerdeki kilim-halı üzerine kumaşı sereriz. İşte sınırımız. Çocuk bu sınırın dışına çıkılmayacağını kısa sürede öğrenir.
Kumaşın üzerine, 35x50cm. bir kontraplak-tahta-duralit cinsinden bir altlık koyarız. Altlığa bir 25x35cm. resim kağıdı yerleştiririz. Kağıdı alttan çift taraflı bant biçiminde yapıp yapıştırırsak, oynamaz, rahat çalışılır.
Boyamız öncelikle ve öncelikle az yağlı pastel boyadır. Nasıl anlarız bakalım az yağlı pasteli. Parmağınıza sürünüz, toz tebeşir gibi bir iz bırakır. Çok yağlı olursa yumuşak kalır ve ezilir. Çalışma zorlaşır. Yağsız pastel ise kurşun kalem gibi serttir. Boyalar karışmazlar, çocuklar yeni renkler bulamazlar. Haliyle yenilikleri keşfetme hazzı tadamazlar. Bu tadı tatmaları gerekir.
Bir çay kaşığı koyarız boyaların yanına. Sap ve ağız kısmını birleştiren beli kalın olursa iyi olur, bükülmez.
El bezimiz de olmalı. Elini kendisi silmeyi öğrenir.
Bu hazırlığa çocuğu katmalıdır. Yap, gel kaldır, tut demeden ama. Biz yaparız, uygularız ve giderek çocuğu da kışkırtarak işe katarız. Yoksa işi zora sokarız. Çünkü, çoğu çocuk emirden hoşlanmaz.
Anlattıklarımız 2,5 -3 yaş çocuğu ile başlanarak 9 yaş dahil uygulanabilir. 10 yaş çocuğu farklı özellikleri olan guruptur. (6-14 yaşlarında Resim-İş Eğitimi -Şakir SAĞLAM-Esin Yayınları, kitabımızda bulabilirsiniz)

5-Sıra resim yapmakta. HAYDİ BAŞLAYALIM:
Çocukla, resim hakkında konuşmak başlangıç için iyi bir adımdır. Hangi yaşta olursa olsun çocuk konuşmaktan olumlu yararlanır. Sorular ve açıklamalar bilgi yenilemesidir. Yenilenen bilgi göz önünde canlanır, yaşar o bilgileri çocuk ve resim o konuşulanlarla kişisel düşünce-yorumların bileşimidir.
Çalışmalarda samimiyet görevlinin-velinin en önemli tavrı olmalıdır. Gereksiz abartmalar, yüceltmeler ya da incitmeler olmamalıdır. bireylerin kattıkları doğru yönelimlerle güzelleşen bilgi ve birikimler eğitimi de güzelleştirebilir. Haliyle çocukla çalışılırken bu kirliliğin sonucu objektif olmama yüksektir. Objektif olmakla eğitime-insana katkı olumlu olacaktır.
Çalışmalar sırasında, görevlilerce ASLA ÖRNEK YAPILMAMALIDIR. Bazı eğitimcilerin, çocuk ne yapacağını nasıl öğrenecek dediklerini duymaktayım. Çocuğa örnek resim yapmak 5 cinayetten biridir. Aşağıda anlatılacaktır. Çocuğa ne yapacağını anlatmanın tek yolu olayları, yapacağı işi ya da nesneleri konuşmak, açıklamaktır. Sorulara sonsuz sabır ve dikkat göstermeli ve sakince yanıtlamalıdır.
Kurallar, bu sürece serpiştirilerek davranış oluşturulur.
Çalışma sırasında pastelin yanında kara kalem kullanma isteği önceleri yoğundur. Veriniz. Ama hafif çizim olmasını söyleyiniz. Pastel boyanın altında görünmesi hoş olmaz diye açıklayınız. Pastel boyanın açık renkleri kalem gibi kullanılınca sorun çözülür. Bir süre sonra istemeyeceklerdir.
Pastel boya ile çay kaşığını mutlaka kullandırınız. Kaşığın her yanı ile pastel boyayı karıştırabilir, ezerek yeni renk tonları bulabilir, çizgiler çizerek yararlanabilir.
Resim yapan çocuklar 3-7 yaşlarında erken bitirdim diyerek ya başka resme geçebilirler. Ya da küçük kasların gelişme seviyesine göre yorulurlar, kalkıp gidebilirler. Konuşmak, soru sormak gerekir. Dil gelişimi için de konuşturulmalıdır. Anlamadığımız konular da olacaktır. Küçük yaşlarda bu durumu hissettirmek sorunlara yol açabilir. Yaş büyüdükçe, bilmiyorum ama öğrenip sana söylerim demeli. Dediğimizi de yerine getirmelidir.
Resim bitince beğendiklerimizi değil, konuşarak ortak beğendiğimizi bir asma yeri yaparak sergilemelidir. Derslikte isek sergileme yeri mutlaka yapılmalıdır.
Beğenilmek, her yaş insanı için geçerlidir. Çocuk için ise kaç kat fazla gereklidir. Resimlerini beğendim demek gerekir. Ancak eleştiri varsa, atlamadan şunu yaparsan daha farklı-güzel olur da demelidir. Bu tavır, karşılıklı güven yaratır. Yapamamışsın, benzememiş, ne bu be, resim yeteneği yok gibi sözler asla söylenmemelidir. Söylenmemelidir çünkü, siz yetenek ölçecek kapasitede, özellikte biri misiniz? Böyle biriyseniz kabul. Bırakın ana-babayı, branşı olan kaç kişi yetenek ölçebilecek donanıma sahiptir?

6- İş disiplini yaşamın kendisidir.
İş disiplini ne demektir, yukarıdaki anlattıklarımızı özetleyerek tanımlayalım:
Hazırlık yapmak,
Gereçleri yerinde ve yeterince kullanarak işi tamamlamak,
Bitirilen işi dosyalamak,
Bitirilen işi sergilemek-sunmak iş disiplini demektir.
İş disiplini, alışkanlık haline getirildiğinde, bu alanda sorun kalmamış, eğitim başarılmıştır. Birey olma yolunda önemli adım atılmıştır.
………………………………………………………………………………..
Boyama Kitaplarını 5 CİNAYETİ
Boyama kitabı hazır çizimler sunma işidir. “Çocuğun işini, zorluklarını kolaylaştırma” biçiminde sunulmaktadır.
Oysa benim sunumumda tam tersi bir durum vardır:
Çocuğa zorlukları da kolaylıkları da sunmalıdır. Bize düşen görev çocuğa destek olmaktır. Sorunlarını kendi çözecek donanımda gelişimine destek olmaktır. Araç, gereç ve ortam hazırlığı yaparak destek olmaktır. Sorunu birlikte çözebiliriz ama biz çözmemeliyiz. Sorunu biz çözüyorsak, zaten ona saygısızlık etmiş, onu hiçe saymış oluruz. Çocuğa saygı duyarsak, kendine güvenen, özgür, deneme meraklısı, çalışmaktan keyif alan çocuk gerisini çözer. Zorluğu da keyfi de çocuğun hakkı olarak görmek gerekir.

(NOT: Üç resmi çeşitli kaynaklardan aktardık.)

Resim-1b


Bu örnek resmi ele alalım. Resim-1 hazır çizim verilmiş, ya benzer çizim ya da boyama isteniyor çocuktan. Ve büyük bir olasılıkla resim üzerinde de konuşulmamıştır. Çocuk algıladığı, bildiği kadarını çizer, boyar. Bu resimde olmayanları da çizebilir, olanları da çizmeyebilir. Kendi kararı olmalıdır. Bırakılsa zaten iyi kötü bunları çizer ya da boyar. Aynı konuda belki ve büyük bir olasılıkla başka şeyler çizmek isteyecektir. Renkleri de başka olacaktır.
Sanki hiç gelişmeyen bir birey yapılandırılmak istenmektedir.

Resim-2
Resim-2b

Resim-2 , Resim-2b. Bu resim çocukça mı? Kaç yaşındaki kişi çizmiştir sizce?
Ana okulları, okul değildir. Adı bile değiştirilmelidir. Veliler bir çok şeyi bilmek zorunda değildir. Onlar görevlilere güvenirler. Ama görevliler çocukları eğlendirip, uyutup zamanın dolması sağlıyorsa velilere de sorumluluk düşmektedir. Çocuklarının eğitim sürecini izlemek ana-baba sorumluluklarıdır. Peşini bırakırlarsa yarın dizlerini döverler. Ana okullarının eğitimsel programları belirlenmelidir. Statüsü ve ne yaptıkları belirlenmelidir. Görevlilerin görevleri belirlenmelidir. Bu yerleri ve görevlileri uzmanlar denetlemelidir
Biz, daha bir çok nedenle cinayet dediğimiz, bu resimlerden yararlanarak BOYAMA KİTAPLARINI dönelim:

Resim-3


Resim-3
Eline resim verdiğiniz çocuğa, daha işin başında sen resim yapmasını bilmiyorsun dedin. Bu resmi kaç yaşındaki ressam-grafiker çizdi de bu resmi 5 yaşındaki, ne bileyim 3 yaşındaki çocuktan nasıl isteriz. Gerisi yok. Söz bitti. Bunu deme hakkımız var mı? Yok. Niye verdik ? Kitap hazırdı. Üstelik parası da veliden çıkar. Eğitim harcamalarının içinde kaynadı belki de.
Çocuğun tarafından bakılınca ise durum şu: (Belki de bu sorular çocuğun aklına gelmiyordur. Belki de biz, büyük olarak deneylerimizden çıkardıklarımızla böyle konuşuyoruz.)
Ben şimdi bunu nasıl yapacağım? Ne kadar zor. Elim titriyor. Ya benzetemezsem! Ya aynı rengi bulamazsam! Çizginiz dışına taşırırsam, bana ne derler acaba? Rezil olacağım. Ya hiç yapmasam. Şimdi bir mızıkçılık çıkarsam mı? Karnım ağrırsa. Tuvalete mi gitsem yoksa? Uykum gelse de olur. Kağıdı yırtabilirim, boyayı kırayım en iyisi…
Denemeye gücü olamayabilir. Her şeye karşın bazı çocuklar dener. Ama bir iki kişi dışında başarılı olan da çıkmaz.

Sonuç: Başarısızlık.


ÖZETLERSEK: İşte 5 cinayet:

1- Hayal gücü açısından: Hayal gücünü kullanma zorlaşır. Hayal gücü gelişimi engellenmektedir. Kullanılmayan bu güç gelişemez.
2-Sınırlar açısından: Her çizgi bir sınırdır. Sınırlar, kurallar konmuştur, kıpırdama, ayağını uzatma, su gibi komutlara dönüşmüştür. Korku ve güvensizlikle karışmıştır. Kurallar olmalıdır elbette, bu iş içinde yaparak-deneyerek kazandırılmalıdır.
3-Korku açısından: Korku hatta tehdit yaratılmış, iş yapmak yerine hilelerin önü açılmıştır. Giderek iki yüzlülüğe doğru dönüşmüştür. Kişilik erozyonu başlamıştır…
4-Güvensizlik açısından: Güvensizlik büyük tehlikedir. Kendine güvenmeme, kendini ortaya koyamama her konuda ortaya çıkmaya başlar. Çocuk neşesiz olur. İsteksizleşir. Yemekten bile kesilebilir. Yaşama sevinci kırılabilir. Bir şey yapamama, işe yaramayan biri olma duygusu, giderek kendine düşman olmaya dönüşebilir. İntiharlar olabilir.
5-Kararsızlık açısından: Kararsız birey zekasını kullanmaya zahmet etmez, denemez. Başarısızlığı kolayca görebilirsiniz.
Karasızlık en son vurgun. İki arada bir derede kalan bireyi yönetmek en kolayıdır. Bu tip bireyler büyüdüğünde, iş kuracağı, eş seçeceği, yol bulacağı, oy kullanacağı, hak arayacağı; kısaca her yerde yönetilecektir. OYSA KARARLI BİREY HER YERDE SEÇİMİNİ BELİRLER, TAVIR ALIR, HAKKINI ARAR, ALIR DA.

Görüldüğü gibi olumlu bir uygulamayı ve boyama kitabının olumsuzluklarını anlattık.
Seçim sizin, kolaylıklar dileriz..
BAŞARILAR…

Şimdi son birkaç söz:
12 eylül sonrası yıllar, Ankara’da 8 ABD’li eğitim uzmanı çalışmıştı, hem de kaç bin dolar almışlardı. Neden Ankara’daydılar o ABD’liler? Bizim koskoca eğitim profesörlerimize ne olmuştu?
Tüm bunlar planlı bir biçimde uygulanıyor da haberimiz bile olmuyor mu yoksa?
Eğitimciler, ana-babalar, büyükler sınıfsal göz boyacılığından kurtulup, kendi yerinizden bakarsanız bu sorunlara; anlayacak ve aşacaksınız. Yoksa hastalıklı toplum, hastalıklı bireylerle daha çok uğraşmak durumundayız.
Kapitalizm kirlidir ve haliyle kapitalist toplumu da kirletir. Bu durumda kişilerin-bireylerin de kirli olma olasılığı yüksektir. Temiz bireyleri yetiştirme çabaları boşa gitmemelidir. Kirliliğe bulaşmamış ya da kendini korumuş olan bireyler çabanızı kolaylaştıracaktır.
Şakir Sağlam /18.05.2010 – İstanbul

“YEŞİL YOL” felaketi

Yeşilyol protestolarından

“Yeşil yol” başlığı KABE’YE GİDEN YOL gibi çağrışım yapabilir. Ancak, KARADENİZ DAĞLARINA-YAYLALARINA GİDEN YOL ve o yollardan söz edeceğim.

Zigana Dağından, iç anadoluya bakış.

Karadeniz’in yaylaları ile yayla şenlikleri meşhurdur.

Çocukluğumuza inersek: 5-6 yaşlarında, ineklerimizi süsleyerek ve yükleyerek hazırlanırdık. Tabi kendimizdeki heyecanı fark etmezdik bile. Şenlik örneği, yoldan yürüyerek giderdik. Bir-iki gece yolda, ağaç altlarına kurulur yatardık. Gece eğlenceleri yapılırdı. Elbette çocukluk merakı daha da artırırdı bu keyfi. Taze sıcak sütlerle, midemize iner inmez ısınmamız. Yollardaki soğuk suların -yıllar sonra- tadının damağımızdaki izleri. Ya yollardaki obaların dayanışması! Unutulmaz Gökçeköy’lüler. Yağmur yağış, konuk severlikleri. Araba yollarının olmayışı belki de bizim için bir kazançtı. Yollar zordu. Evet. Ama birlikte yürüdüğümüz köylülerimizin olağanüstü dayanışması, anlatmakla bitirilemez güzellikteydi. Yaylaya varışımız, göz yaşlarımızda kırpışan sevincimiz.

Artvin dağları-Foto:Mustafa Sağlam

Zaman geçti. Nüfus çoğaldı. Topraklarımız ve ürünlerimiz yeterli olsa da para etmedi. Artık aşımızı, rızkımızı kentlerde aramaya başladık. Gurbetlik macerasına atıldık. Taaa Alamanyaya kadar uzandık. Kimimiz için iyi oldu. Kimimiz için yıkım! Kentleştik. Köylerimize de dönemez durumdayız. Köylerimiz boşaldı. Köylerimizde, çok az sayıda köyden ayrılmayanlar yaşamakta. Boşalan köyümüze, yaylalarımıza yol yapmaya başladılar. Boşalandan sonra yani! Hemde ne yollar! Bizim kadırga Yayla yolu, Erikbeli’nden yukarı yapılırken ölçmüşler 12 metre genişliğindeymiş. Ne güzel, geniş geniş rahatça gidip geleceğiz. Beton yapılmış üstelik. Neden beton yapıldıysa artık?

Çifteköprü-Arhavi-Artvin

Şimdi tarih 2020. Yeni bir yol yapımı var. “Yeşil yol”sürüyor. Dağlarda ne inşaatlar var bilseniz. Yakında bitirirler. İşte o, YEŞİL YOL. Nereye yapılıyormuş? Karadeniz yaylalarına. Dağların tepelerinden, yaylalarımızdan geçecek biçimde. Kısaca yaylalarımıza artık arabalarımızla gideceğiz. Zorluk çekmeden, ineklerimizi de arabamıza atacağız, yükümüzü de. Şu keyfe bakın. Ne mutluluk verici. Hemen bir seçim daha yapın, oyumuz size. Yolumuzu yapanlara teşekkür ederiz. Siz hadi göz kulak olun bu dağlara, yaylalara, biz buralardan gideriz. Zaten, Karadeniz sahil yolu da güzel oldu. Bakın ne rahat ettik. Hatta kentlerin içindeki otobanlar, alt, üst geçitler yapılınca trafik nasıl rahatladı. Değil mi ama, bunca hizmeti halk için yaptığınızı biliyoruz.

Mençuna Şelalesi-Arhavi-Artvin

Ayrıca oteller, hanlar, hamamlar da yapılacakmış. Bize değil, turistlere ha! Bir yayladan ötekine geçerek tatilimize tatil ekleriz ve hiç aşağıya inmeyiz. Ne güzel. Derelerimiz de sizin olsun. Barajlar yapın, HESler yapın. Ne güzel derelerimize girmeyiz böylece, ayaklarımıza çakıl batıyordu. Kurtuluruz çakıllardan da. Ne var, havuzlarda yüzeriz işte. Zaten dere akar, Karadenizli bakar. Boşuna akıyor işte su, değerlenmiş olur.

Karadeniz evlerinden: Laz evi

Han-otel kurmaya gerek yok, Karadeniz ev mimarisi yeterlidir.

Bir de maden meselesi var. Dağların içindeki madenleri, uzaydan görüyorlarmış. Bak gördün mü? Teknoloji böyle güzel bir şey. Görecek ve yalnızca oraya masraf yaparak, madeni alacak, işleyecek. Böylece az masrafla çok maden işletilmiş olacak. Karı ise vatandaşa, yaylalara dönecek.

Halkın parası deniz değil yani. O kadar çok değilmiş yani. Ve tabi buralarda bizim çocuklarımız çalışacak, böylece yöre halkına iş alanı açılmış olacak, istihdam yaratılmış olacak. Görüldüğü gibi YEŞİL YOL, çok önemli sorunlarımızı çözmüş olacak. CAK…CAK…CAK…

Olumsuz ve olumlu süreç ilerliyor. Biz sizinle bir 50 yıl sonrasına gidelim. Biz yetişkinler zaten olmayacağız şu çok savunduğumuz dünyada. Ama çocuklarımızın, 50 YIL sonrasındaki yaşantısına bir göz atalım.

Karadeniz sahil yolunun sonuçlarından başlayalım. Ama daha önce bir itirafı okuyalım:

Bu bir itiraf, gerçek. Dikkatle okuyalım.

Karadeniz dağlarından Karadeniz’e akan derelerin yolları, önleri, akışları sahile yapılan SAHİL YOLU ile değiştirildiğinden Karadeniz’deki canlılar artık azaldı, yuvaları yok. Balık çiftlikleri kuruluyordu açık denize. İnsanlar doğal olanı aramaya başladılar, o çiftlik balıklarını yemiyorlar. Yani balık yiyemiyor Karadenizliler. Karadeniz’in çevresindeki ülkelerin fabrika ve evsel tüm atıkları süzülmeden, filtrelenmeden Karadeniz’e aktığından, Karadeniz kirlendi. Karadeniz’de uzun süredir balık ve hiç bir canlı yok. Şimdi hiç olmayacak. Çünkü; kurudu.

HES yıkımları çorağa dönüştürüyor dağları.

Karadeniz derelerinin kaynağı, o koca dağlar

Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı yesilyol-03.jpg
HES belasının sonuçları – Foto: Mustafa Sağlam

HES-Baraj dedikleri ENERJİ-ELEKTRİK ÜRETMEK İÇİNMİŞ. Enerjiyi hep dışardan mı alalım, kendi elektriğimizi neden biz üretemiyoruz? Hani ÇERNOBİL’deki patlama sonucunda çoğalan kanser, unutulur mu? Japonya’daki Fukuşima-Nükleer Santrali sonunda japonlar ülkelerine artık bu tür santralları yapmayacaklarını açıkladılar. Halkın temsilcileri bu kararı aldı. Engel oldular. Ama o sermaye yurdumuzda AKKUYU VE SİNOP’a nükleer santrali yapmaya başladı. Çünkü yurdumuzda halk, temsilcilerini arıyor. Yurdumuzun enerjiye ihtiyacı yok. SERMAYENİN İHTİYACI VAR. ENERJİ dedikleri, işte doğanın yok edilmesidir. Kentleşmezsek bu sorun kalmaz. Elektirk, elektrikli araç ve gereçler içindir. Satışını yaptıkları AVM’ler içindir. Satıştan elde edilen parayı kim alıyor: SERMAYE. Yol inşaatını da sermaye istiyor. Bana-bize de kalan, kölelik koşullarında yaşamak.

50 yıl sonrasına bakmaya devam ediyoruz: Karadeniz dağlarından geçen yol için, inşaat sırasında kesilen ağaçların yerine yenileri dikilmedi. Dağlardaki EROZYON ile toprak aşağılara kaydı, dereler doldu ve kirlendi. Karadeniz dağlarından çıkarılan madenler ve çoğalan taş ocakları tüm Karadeniz havzasının iklimi değiştirdi. Yaylalar betonlaştı. Yollar beton, dağlar beton. Sular evlere alındı. Hayvan ve bitki yaşamıyor artık, kurudu. DOĞA BOZULDU. Doğanın sistemi, ekosistem bozuldu.

Sisdağı Yaylası Şenlikleri

Yaylaya giden azaldı. Yayla şenlikleri yapılmıyor. Hani o hanlar hamamlara gidecektik, tatil yapacaktık ya! Asgari geçim sınırındaki insanın-çalışanın tatili, rahatı mı olurmuş diyemedik, bilemedik. Bizi cahil bırakanların yalanlarını bilemedik. Sermaye sahibinin uçağı, arabası, helikopteri ile eğlendiği bir dünya kurdular. Bilinerek ürünleri para ettirilmeyen halkın, yaylalardan birinden ötekine geçecek parası olamayacağını bilemedik. Ham hayal bu işte, diyemedik. Hele o para ettirilmeyen ürünlerin yerine, ithal edilen bonuslu-ilaçlı yiyecekler hem kaç kat pahalı hem de sağlığa zararlı. Genleri bozulmuş olanlar yurdumuzda devlet eliyle satılıyor. Anımsarsınız, sokaklarda küçük el arabalarında, mısır satılıyor ya, plastik bardaklarda. işte o mısırların genleri bozulmuş meğer. Ama hangi bakanın, başbakanın çocuğu tarafından ithal edilirmiş, bilmiyoruz ki! Halk bilemez, bilmesine de gerek yoktur. Kendi adına seçtiği milletvekilleri bilecektir ve halkı aydınlatacaktır. Nerdeee! Asıl oynanan oyunun boyutuna bakın ki, şaşıralım birlikte. Kanser adında dev organizasyonu var sermayenin. Elbette insanları bilerek kanser yapacak ki, ilacını-tedavisini pahalıya satabilsin. Çalışanın kazançlarının tümüne el koysun ve böylece çalışanları, bir KÖLE olarak çalıştırsın. Anımsarsınız, kolestrol ilacını. NOT: ben on yıl kullandıktan sonra, kaç doktordan dinledim uydurma ilaç olduğunu. Sonunda kabul ettim ve kullanmıyorum artık. (Radyasyon, genleri bozulmuş yiyecekler, şeker, un, sigara, uyuşturucu, paketlenmiş yiyecekler…Hangisini halk üretiyor? Bunlardan kazanılan paralar kimin cebine gidiyor? Ve sorulara devam edelim: YEŞİL YOL İNŞAATINI KİMLER YAPIYOR? )

Sular evlere alındı ya, asıl olana bakın ki; aynı yol uygulandı ve derelerimizin suyu borulara alındı. Sonunda olan oldu ve derelerimiz kurudu. Şu suyun kimseye zararı yok. Ancak her şeye yararı var. Ama artık bu sular akmayacak.

Çünkü HES adındaki canavar derelerimizin suyunu emdi, yok etti. Vatandaş HES-NÜKLEER ENERJİ istemiyor. Fakat Devlet vatandaşı koruyacağına, şirketleri koruyor.

Borunun içine alınan yaylalarımızdaki sular gibi, derelerimizdeki sular daha büyük, koca koca boruların içine alındı. Hem de plastik boruların içine alındı. İşte tam burası önemli. Tüm havzanın iklim değişti. Su borunun içine alınınca; dere ve çevresi kurudu. Dağlardaki yamaçlardaki ağaçlar, bitkiler kurudu. Derenin çevresindeki köyler kurudu. Hayvanlar yaşamıyor o bölgede. Çocuklar su içemeyecek.

mısır

Ağaçlar yeşermeyecek. Mısır, fındık, taflan, denizde hamsi yetişmeyecek.

Taflan (karayemiş)
hamsi

Hayvanlar yok olacak. Çünkü bu su yetmez, can suyunu da artık vermiyorlar. Buradaki o plastiğin içine gizlenen su denize de akmıyor, nereye gitti? Yaaaa! İşte yeni anladık, OLSUN ANLADIK ya! Ne oldu demiştiniz? Satılmak üzere depolandı. Arabalara dolduruldu. Şişelendi. Satılıyor. Belediyeler ne iş yapar, niye seçilmişlerdi? Neden kent içindeki su borulardan kirli sular akıyor? Yoksa kirletip suları, bize temiz su satmak numarasını da mı yutturdular?

İsinuğu Deresi-Türkelli Köyü

Köylerimizdeki tapulu arazimizi-tarlamızı elimizden aldı DEVLET. Tabi tek bizim tarlalarımız değildi hedef. Bu yasa çıkınca büyük şehir denilen kentlerin çevresinde şurada buradaki, dağınık ve bizim bilmediğimiz yerlerdeki tarlalar, verimsiz ormanlar dedikleri alanlar arsaya dönüştürülüp, ranta açıldı. Özelleştirme, vatandaşın elinden alınan her şey demekti. Yabancı yani KÜRESEL SERMAYE dünyaya el koymuş. Tüm çalışanlar köle. Sermayenin zincirleri, çocuklarımızın boynunda. Açlık ve sefalet içindeler.

Vatandaş HES-NÜKLEER ENERJİ istemiyor

Yurdumuzda ilginç atasözlerimiz var. Örneğin; bal tutan, parmağını yalar. Doğru. Bu söz bal arısı yetiştirenler için. Ülkeyi yönetenler arıcı mı? ARICI OLANLAR, ARILARIN YANINA, DAĞA GİTSİN. Bal tutmuyorlar, ADALET TUTUYORLAR. ADALET UYGULAMALARI GEREKİR. Halk adına, halkı yönettiklerini iddia edenler, halkın istediklerini yapmalılar. Halk adalet bekliyor. Halk, meclise gidenlerden, TARAFSIZ KALMANIN PİS OLMAK DEMEKTİR VE DOĞRUNUN TARAFINDA OLMALARINI BEKLİYOR…

ARICI OLANLAR, ARILARIN YANINA, DAĞA GİTSİN.

Kim ne derse desin, kesin; YEŞİL YOL, SERMAYENİN YEŞİL DOLARLARININ YOLUDUR. KARADENİZ YAYLALARININ-DAĞLARININ ÖLÜM FERMANIDIR. ARAP SERMAYESİ ile ABD SERMAYESİNİN DOLARLARI, yurdumuzdaki yerli işbirlikçileriyle buluştu.

YEŞİL YOL; Samsun-Çarşamba’dan Artvin’e doğru ilerliyor. 1500-2000 m. yükseklikteki dağlardan, yaylalarımızdan geçmektedir. Veee 2200 Km. uzunluktadır.

Niye mi bunca sözü söylüyoruz? BU GÜZELLİKLERİN, YARINLARA DA KALMASINI İSTİYORUZ DA ONDAN.

Bakmanızı istediğimiz, OLUMSUZ ÖRNEK olan birkaç yayla var:

Uzungöl. Turizme açıldı, kirlendi, betonlaştı. Göl kirlendi ve kurudu. Artık turizm alanı olarak kullanılmıyor.
Ayder Yaylası. Ahşap ev yerine betonlar dikildi. Yolu asfaltlandı. Ayder olmaktan çıktı, bir Amerikan kentine dönüştü. Ayder’i gören, artık gitmiyor. Ayder Yaylası da bitti
ÖNEMLİ NOT: Türkiye’de, insanın değerini bilen, yurdunu ve dünyayı tanıyan, bilgili görgülü, sanatçı, değerli bilim insanları var. Bunca değerli insan ülke kalkınmasının motorudur. ÜLKE SORUNLARININ ÇÖZÜMLERİNİ POLİTİKACILAR BİLMEZ. Politikacılar, sorunların çözümünü istiyorlarsa; bu değerli insanların danışmanlığına başvurmalıdırlar. ( ŞU BEŞ KONU KİŞİNİN ÖZELİDİR. POLİTİKACILARI İLGİLENDİRMEZ, ELLERİNİ BU BEŞ ALANDAN ÇEKMELİDİRLER: DİL, DİN, IRK, BÖLGE, CİNSİYET. POLİTİKACI HALKI DÜŞÜNÜYORSA, EMEK ÜZERİNE DÜŞÜNMELİDİR.)

Tüm yaylalarımız, dağlarımız, derelerimiz, denizlerimiz vatandaşın işine, yaşamına, sağlığına karışsın, güzel kalsın.

DOĞA; BU GÜNE AİT OLDUĞU KADAR, YARINLARDA YAŞAYACAK ÇOCUKLARIMIZA DA AİTTİR. Doğa, böyle bir görevi ve sorumluluğu İNSANA yüklemiştir. Çünkü DOĞAYI; İNSAN KİRLETMEKTE, BOZMAKTA ve DEĞİŞTİRMEKTEDİR. Koruyacak olan da insandır.

HİÇ BİR YURTSEVER, “ YEŞİL YOL”DA YÜRÜMEZ, YÜRÜMEYECEKTİR.

Kadıköy’de basın duyurusu

Tresimlerini Okuma

Tresimleri, tarihsel süreci anladıkça daha da okunaklı olacaktır.

Sanatın çağ içinde gelişimi bireysel ataklara bağlıdır da denebilir.

Bu atakları çağın dürtüleri de belirleyebilir. Sanatın / sanatçının çağı etkilemesi de gerçekçidir. Süreçte her iki etmenin birbirini tetikleyebilmesi karmaşıktır. Her ikisi de olabilir. Tarihte örnekleri de var.

T kişisel bir seçim. Kişisel özgürlüğü kullanmanın, sorumluluk duymanın, sezginin, ilerici özün dışa vurumu. Dış biçimle iç biçimin sanatsal uyumu düşünülerek, daha özgün form arayışı. Bu nokta son değil. Ayrıca bir / iki / üç / dört resimle anlatmanın zorluğu / tedirginliği / keyfini de yaşamak.

Biçim hala figüratif. Günümüzün sorunu, figür resmi mi, figürsüz resim mi konusu değil. Günümüzde bu tartışma gereksizleşmiştir. Bu nokta figürün anlatımını da açıklar. Benim seçimim sanat elemanlarının kullanımı ile ilgilidir. Sorun figürün özgün anlatımıdır: Kurgu, figürün yapısı, renk, izleyeni kavrayış, açıklık, yönelim…

Bu yönleri ile bakıldığında, minik bir anahtar daha kullanmaya başlayacağız…T nin köşeleri, okları, yöneldiği biçim – renk kütlesi nereye ayarlanmış. Gözünüzü hangi lekeye / kurguya döndürmek / baktırmak istiyor. Ritmik, devinimli, lirik bir renk kütlesiyle kan basıncınızda ne değişiyor? Yeni ya da başka sorular sormaya başladınız mı ?

Okuma sürüyor…

Sanatım Üzerine

*Doğadaki zıtlıklar sanatımın temelini oluşturuyor.*


-Kompozisyonun bütününü, boş-dolu zıtlığı kurgular.
-İçerik, biçimi sarmalar. Ona can kattığı ölçüde bütünselleşirler, yetkinleşirler. İçerik, yaşamdan anlardır.
-Zıtlıklar, bir düzen içinde dengelidirler. Denge, sanatımın vardığı yetkinliğin diğer adıdır: Zıtların bütünselliği. Biçim-renk dengesi ile içerik dengesidir bu. ‘Ben’ deki biçim-renk dengesi, içerik ile bütünlenir. İçerik ’ben’ deki- lerin dışavurumudur.
-Biçimlerdeki zıtlıklar hareket ile düz biçimlerdir. Hareketli biçimlerin içi ton zıtlığı, miktar zıtlığı, sıcak-soğuk zıtlığı ile doludur. Düz biçimler kendi içinde zıtlık taşımaz. Hareketli biçimlere zıttırlar. Zaman zaman uyum içinde olabilirler. Bu kez zıtlığı, düz biçimlerin içindeki hareketli elemanlar sağlar. Zıt olan bu biçimler aynı zamanda birliktirler. Resmime can veren bu kandır.
-Sanatımdaki biçimlerin-elemanların figür-süz-lü olması anlatımımı etkilemez.

-İzleyicim ile ortak noktamın olması, bu noktada buluşabilmem tercihimi belirler. Bu sanatımdan ödün değildir.
-Gelecekte yapacaklarım hakkında şimdiden sözüm olamaz. Ancak hayallerime sınır-sansür uygulamadığımda üreteceklerimin çapı büyüyecektir.

-Üreteceklerime birikimim yön veriyor.

-Çalışkanlığım kendime saygımdandır.

-Ürettiklerimde sorumluluk bana aittir.

-Eleştiriye evet, hesap vermeye hayır. İç hesaplaşma çerçevesinde, salt kendime hesap veririm.

Şakir Sağlam